Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/338 Esas, 2015/216 Karar

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

HÜKÜMLER: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraat, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi, bozma

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen ...'ın katılma hakkı olmadığı, bu itibarla atılı suçtan kurulan hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ...'ın anılan suça ilişkin temyiz isteminin REDDİNE, incelemenin katılan ...'ın sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat, sanık ...'nun hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmü yönünden yapılan incelemede;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan ...'ın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden yapılan incelemede ise;

Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılan ... hakkında ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2009 tarihli ve 2008/39 Esas, 2009/178 sayılı kararıyla verilen ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.01.2012 tarihli onama kararıyla kesinleşen mahkumiyet hükmüne ilişkin dava açacağını ve katılanın tahliye edilmesini sağlayacağını beyanla 11.04.2012 tarihinde 2.500 TL aldıktan sonra şikayet tarihine kadar aradan geçen 8 aylık süreye rağmen her hangi bir dava açmaması şeklinde oluşa uygun şekilde sübutu kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 23.06.2015 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***