"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/323 Esas, 2015/503 Karar
KATILANLAR : ..., ...
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma (2 kez)
HÜKÜM : Beraat (iki kez)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle iddianamede yer alan "Ali Köneçoğlu isimli kişinin kullanımında olup tapu kaydına göre 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/b maddesi kapsamında bulunan 115 ada 3 numaralı parsel içerisinde kaldığı anlaşılan yere betonarme ev yapılmasına göz yumma" şeklindeki isnada ilişkin olarak açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen ... ve ...'ün katılma haklarının olmadığı ve mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, ... ve ...'ün bahse konu eylemle ilgili olarak atılı suçtan kurulan hükme yönelik vaki temyiz taleplerinin, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılanlar ... ve ...'ün, sanık hakkında iddianamede yer alan "Mescit inşaatına ilişkin alınan kararı köy karar defterine yazdırmamak suretiyle yapımına başlanan mescit inşaatının gereksiz yere sürüncemede bırakılmasına neden olma" şeklindeki isnat yönünden kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 08.09.2014 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.