Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/69 Esas, 2015/154 Karar

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Hadim Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2013 tarihli ve 2013/157 Esas, 2013/74 Soruşturma, 2013/24 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Hadim Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2014/69 Esas, 2015/154 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca hapis cezalarının 300 tam gün adli para cezasına çevrilerek günlüğü 20 TL'den ayrı ayrı 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık ...'nin Temyiz Sebepleri

Kamunun zarara uğradığının veya kişilere menfaat sağlandığının sabit olmaması karşısında mahkumiyeti yerine beraatine kararı verilmesi gerektiği sebebiyle hükmü temyiz etmiştir.

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri

Sanık ...'nun suç kastı bulunmadığından beraatine karar verilmesi, aksi kanaat oluşur ise de hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi talebiyle hükmü temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

1.2005-2009 yılları arasında Bolat Belediye Başkanı olan sanık ...'nin 2007 yılında akaryakıt alımı için ihale yapılmayarak 2006 yılında ihaleyi alan firmadan akaryakıt alınmaya devam edildiği;

2.Sanık ...'nun ise 2009 yılında Bolat Belediye Başkanı seçildiği, bu görevi sırasında 2011-2012 yıllarında akaryakıt alım ihalesi yapılmayarak daha önce alım yapılan firmadan akaryakıt alımına devam edildiği;

3.Sanıkların belediye başkanlıkları döneminde ihale yapmadan akaryakıt alımı gerçekleştirmek suretiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde

1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.Dosya kapsamına göre sanık hakkında yürütülen yargılamanın 2007 yılındaki eylemlere ilişkin olduğu, bu itibarla suç ve temyiz incelemesi tarihleri arasında durma süresi nazara alındığında dahi 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

B. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde

Sanık ... hakkında yürütülen yargılama neticesinde, sanığın belediye başkanlığı döneminde 2011-2012 yıllarında ihale yapmayarak ve karar almayarak akaryakıt aldığı sabit görülerek icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiş ise de; bu suçun oluşabilmesi için norma aykırı davranış nedeniyle objektif cezalandırma şartı olan "kişilerin mağduriyetine" veya "kamunun zararına neden olma" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlama" koşullarından birisinin mevcut olması gerektiği nazara alınarak, öncelikle hakkında mahkumiyet kararı verilen sanığın hangi normu ihlal ettiğinin belirlenip kararda gösterilmesi, zarar meydana gelmiş ise zararın şüpheye yer bırakmayacak şekilde delillendirilmesi, objektif cezalandırma koşullarının da ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi, Yargıtayın gerekçe üzerinde tutarlılık denetimini yapabilmesi için belirtilen bu hususların açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, buna uyulmadan, gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddelerinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine aykırı davranılması,

Kabule göre de;

5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin birinci fıkrasında 7 bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden "suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve sanığın güttüğü saik ve amaç nazara alınarak, eylemin uzun yıllar devam etmiş olması nedeniyle" şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip teşdit gerekçesi olarak kullanılmak suretiyle aynı Kanun'un 61 inci maddesine muhalefet edilmesi,

Sanığa isnat olunan eylemlerin devam ettiği süre ve niteliği nazara alınarak hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılan sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Hadim Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2014/69 Esas, 2015/154 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık ... hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Hadim Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2014/69 Esas, 2015/154 sayılı Kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.11.2023 tarihinde karar verildi.

***