"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/200 Esas, 2016/124 Karar
SUÇ : Zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.04.2015 tarihli ve 2014/5327 Soruşturma, 2015/904 Esas, 2015/782 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/200 Esas, 2016/124 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'nın eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci ve 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları uyarınca 75 tam gün karşılığı 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, diğer sanıkların ise atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereği ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... vekilinin temyizi, haklarında beraat hükümleri kurulan azaların da sanık ...'yı denetlemeyerek meydana gelen zarara sebep olduklarına, kurulan beraat hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Sanık ... müdafiinin temyizi, sanığın köyün kalkınması için fedakarlıklar yaptığına, usule aykırı bir işlem yapmadığına, yapılan işleri elinden geldiği kadar defterlere işlediğine, görevi boyunca yapılan denetlemelerde hiçbir uyarı almadığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde ... köyü muhtarı olan sanığın köyün gelirleri arasında yer alan su depozitolarını düzenli olarak toplamadığı, köylülerden harcadıkları su karşılığı aldığı paraları köyün karar defterine bağış olarak aktardığı, yaptığı harcamalara ilişkin kayıtları düzenli bir şekilde tutmadığı ve bu suretle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılması yoluna gidilmiş, köy ihtiyar heyeti üyesi olan diğer sanıkların denetim görevlerini yerine getirmedikleri iddiasıyla açılan kamu davasında suç kasıtlarının bulunmaması sebebiyle beraatlerine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
A. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümleri yönünden
Sanıkların eylemlerine uyabilecek 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, sanık ...'nin görev süresinin sonu olan 29.03.2009 tarihi ile temyiz incelemesi arasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, diğer sanıklar yönünden ise zamanaşımını kesen son işlem olan 19.06.2015 tarihli sorgu ile temyiz incelemesi arasında 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından ve bu itibarla Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli, 2015/200 Esas ve 2016/124 sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
B. Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü yönünden
Sanık ...'in hükümden sonra 04.01.2021 tarihinde öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince bir karar verilmesi lüzumu bozmayı gerektirmiş ve katılan ... vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası da gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.