Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/198 Esas, 2019/471 Karar

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : Eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle kamu davasının düşmesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanık hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı sanık müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, sanık müdafiinin temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, başvurusunun kapsamına göre incelemenin katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

İddianame yerine geçen görevsizlik kararıyla olay tarihinde Ordu Ahmet Cemal Mağden Huzurevinde müdür yardımcısı olan sanığın, Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği kapsamında görevi gereği kontrol ve denetiminde bulunması gereken huzurevi yaşlı emanet kasasından, kayıt ve belge olmadan para giriş-çıkışı ve yaşlılara imzasız şekilde para teslimi yaptığı ve emanet kasasında 9.786,00 Türk lirası (TL) para bulunması gerektiği halde 06.04.2006 tarihi itibarıyla kasada 7.788,66 TL paranın bulunduğu, bu miktardan sanığın sorumlu olduğu iddiasıyla zimmet suçundan açılan kamu davasında sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği kabulüyle bu suçtan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmişse de; sanığa isnat edilen eylemlerin sübutu halinde zimmet suçunu oluşturacağı, bu suç yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı ancak; sanığın tüm aşamalardaki savunmalarında emanet kasasıyla alakalı olarak herhangi bir görevinin bulunmadığını, yaşlılara ait paraları görmediğini, bu paralarla ilgili denetim görevinin bulunmadığını, yalnızca demanslı hastalara yapılmış olunan ödemelerde tanık sıfatıyla imzasının bulunduğunu belirttiği, Huzurevi Müdürlüğünden gelen 26.08.2019 tarihli yazı içeriğinde, suç tarihlerine sanığın kasa işlemleri için herhangi bir görevlendirmesinin bulunmadığı ve 06.04.2006 tarihinde yapılan incelemede kurumdan kasa ile ilgili belge ve defterlerin iadesi yapılmadığı için yaşlılara yapılan ödemelere dair sanığın imzası bulunan herhangi bir evraka rastlanmadığının bildirildiği, dosya içerisinde bulunan ve yaşlılara yapılan ödemelere ilişkin bilgileri içeren belgelerde sanığın herhangi bir imzasının bulunmadığı, öte yandan temyiz dışı emanet kasa memuru olan ... ile mutemet olan ...'un savunmalarında emanet kasasından paraların çekilmesi ve dağıtımını kendilerinin yaptıklarını, teslim yaparken tanık olarak kurum yetkililerinin de imzalarını aldıklarına dair beyanlarının da sanığın savunmalarını doğrulaması karşısında, dosyada sanığın yüklenen suçu işlediğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı başkaca delil bulunmadığı gözetilerek zimmet suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar yönünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***