Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2016/101 Esas, 2016/503 Karar

SUÇ : Zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre sanığa isnat olunan görevi kötüye kullanma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan ve kovuşturma aşamasında katılma talebi reddedilen şikayetçi ...'in kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, mahkemenin katılma isteminin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasına katılan olarak KABULÜNE, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen, kooperatif üyesi olan ve davaya katılma hakkı bulunmayan, bu nedenle 01.06.2016 tarihli oturumda katılma talebi reddedilen ...'in kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, katılma talebinin reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı gözetilerek, vekili aracılığıyla yapmış olduğu temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan ... vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanıklara isnat edilen zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 25.02.2016 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***