Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/1728 Esas, 2022/2029 Karar

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : A) ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2021/80 Esas, 2022/394 sayılı Kararı ile; değişen suç vasfına göre zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet,

B) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve 2022/1728 Esas, 2022/2029 sayılı Kararı ile; düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin son fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.11.2020 tarihli ve 2020/123644 Soruşturma, 2020/34269 Esas, 2020/4437 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

2.İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2021 tarihli ve 2020/409 Esas, 2021/39 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın ... Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.

3.... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2021/80 Esas, 2022/394 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 93 tam gün karşılığı 2.790 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4.Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/1728 Esas, 2022/2029 sayılı Kararı ile; 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin 31.10.2022 havale tarihli duruşma talepli temyiz dilekçesi; katılan ile sanık arasında faizli para alışverişinden kaynaklı husumet olduğu, dosyaya konu şikayetin bundan dolayı kötü niyetli olarak yapıldığı, suç tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, dosyanın işlemsiz bırakılmasında katılanın bilgisi ve zımni muvafakati olduğu, icra dosyasında tahsil imkanının ve işlem yapılmasında hukuki yararın bulunmadığı, bu sebeple katılanın eylem neticesinde zararının oluşmadığı, eylemin sanığın kusurundan kaynaklanmadığı, katılanın zararının karşılanması ve şikayetten vazgeçme hususlarında sanık ile katılan arasında protokol imzalandığı, yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğu hususlarına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Suç tarihinde İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla, ... 3. İcra Müdürülüğünün 2010/7386 (yenilenmekle 2013/6316) sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü takip sırasında, 03.11.2011 tarihinden itibaren alacağın tahsiline yönelik herhangi bir işlem yapmayarak dosyanın 05.06.2013 tarihinde işlemden kaldırılmasına neden olduğu, aynı tarihte dosyayı yenilemesi sonrasında başkaca işlem yapmayarak takip dosyasının 05.12.2018 tarihinde tekraren işlemden kaldırılarak müvekkilinin alacağının tahsilinin gecikmesine sebebiyet verdiği iddiasıyla icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın ihmali davranışla gerçekleştirmiş olduğu eylemleri neticesinde, takiple yükümlü olduğu bahse konu icra dosyasının farklı zamanlarda iki kez işlemden kaldırılmasına sebebiyet verdiği kabul edilerek zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmedilen hak yoksunluğuna ilişkin ilk derece mahkemesince belirlenen 93 günlük sürenin 47 gün olarak değiştirilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

... 3. İcra Müdürlüğünün 2013/6316 sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 94.716,57 TL alacağın tahsili için alacaklı katılan vekili sıfatıyla sanık tarafından 14.07.2010 tarihinde başlatılan icra takibinde; 16.08.2010-03.11.2011 tarihleri arasında yapılan işlemler neticesinde borçlunun 1/4 hissesine sahip olduğu taşınmaz üzerine haciz konulduğu ve haciz harcı yatırıldığında bildirilen adrese menkul haczi yapılmasına karar verildiği, bu tarihten itibaren işlem yapılmaması üzerine 05.06.2013 tarihinde takipsizlik nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, sanığın aynı tarihli işlemiyle takibin harçsız olarak yenilendiği ve borçlu adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydına haciz şerhi konulmasının sağlandığı, 24.09.2013 tarihinde taşınmazın satılarak paraya çevrilmesi, bunun için de kıymet takdirinin yapılması talebinde bulunulduğu, talep doğrultusunda yapılan kıymet takdiri neticesinde taşınmazın 1/4 hissesinin satışa esas değerinin tespit edildiği, 24.06.2015 tarihinde araç, taşınmaz ve SGK araştırması yapılmasının talep edildiği, 25.10.2016 tarihinde haczin düşmesi nedeniyle kıymet takdirinin geçersiz olduğundan bahisle yeniden kıymet takdiri yapılmasının talep edildiği, bu tarihten itibaren işlem yapılmaması nedeniyle 05.12.2018 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği hususlarının tespit edilmesi ile sanığın savunmasında, bahse konu icra takibi sürecinde borçluya ait tespit edilen tek taşınmazla alakalı haciz işlemlerini yerine getirdiğini, kıymet takdiri yapıldığını ancak başka alacaklılar tarafından da aynı taşınmaz üzerine haciz konulduğu ve son sırada oldukları için usul ekonomisi gereği satış talebinde bulunmadığını, gerekli tüm işlemleri yaptığını, tahsilat yapılamamasında sorumluluğun kendisinde olmadığını beyan etmesi karşısında, borçlunun 1/4 hissesine sahip olduğu taşınmazın satışının gerçekleşip gerçekleşmediği, satışın gerçekleştiğinin tespiti halinde bu taşınmaz üzerinde haciz işlemi yapan diğer alacaklıların satış işlemi neticesi elde edilen paradan hangi tutarlarda tahsilat yaptıkları, sıra cetveli yapılıp yapılmadığı, katılanın sıra cetvelindeki yerine göre yapılan tahsilat neticesinde katılanın alacağının tahsili için yeterli miktarda para kalıp kalmadığı araştırılarak, iddia konusu icra dosyasında katılan ...'nin alacağının tahsil kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Dosya kapsamına göre; sanığın aynı dosyaya ilişkin eylemlerinin hukuki anlamda tek fiil olarak kabul edilmesi gerektiği ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,

28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına hükmedilmesi,

Nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması yerine düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/1728 Esas, 2022/2029 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.11.2023 tarihinde karar verildi.

***