"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet alma ve bu suça yardım etme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan cezaların miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından sanıklar ... ve ... müdafiileri ile ... müdafiin süresinden sonra da vaki duruşma istemlerinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 318. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE ve incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun), 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Yasa'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu görevi kötüye kullanma suçuna aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edecekleri nazara alındığında, sanık ... hakkında kaçakçılık suçu yönünden Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2011 tarihli 2009/433 Esas, 2011/66 sayılı Kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın mahkumiyet hükmü niteliğinde olmadığı gözetildiğinde, açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. madde ve fıkrası uyarınca açıklanıp açıklanmadığının mahkemesince araştırılması gerektiği, hükmün açıklanarak mahkumiyet kararının kesinleştiğinin tespit edilmesi halinde rüşvet suçunun oluşacağının, aynı Kanun'un 231/10. madde ve fıkrası uyarınca düşme kararı verildiğinin tespit edilmesi halinde ise sanıkların eylemlerinin basit rüşvet alma ve bu suça yardım etme niteliğinde olduğunun ve 5237 sayılı Kanun'un 257/3. madde ve fıkrasına uyduğunun kabulü gerekeceği,
Kabule göre de;
Dairemizin 19.02.2013 tarihli ve 2012/2031 Esas, 2013/1251 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilen ilk hükmün sadece sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edildiği nazara alındığında, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmamasının kazanılmış hak niteliğinde olup aleyhe bozma yasağına konu olacağı gözetilmeden, ilk hükümde uygulanmadığı halde sanıklar ... ile ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin tatbikine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.