"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/124 Esas, 2015/29 Karar
SUÇLAR : Zimmet (sanık ... hakkında), denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma (diğer sanıklar hakkında)
HÜKÜM : Mahkumiyet (sanık ... hakkında), beraat (diğer sanıklar hakkında)
TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1)Sanıklar Ali, Sabri, Mehmet Ali ve Ömer Dede hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara isnat olunan suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 251/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 17.07.2014 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 322 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2)Sanık ... hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmmetine geçirmesi"nin gerektiği, dava konusu somut olayda sanığın, 2012 yılı Eylül ayında görev yapmayan beş öğretmene toplam 401,14 TL, 2012 yılı Ekim ayında bir ay önceden görevden ayrılmış üç öğretmene toplam 889,52 TL ve 2012 yılı Mart, Nisan ve Mayıs aylarında üç öğretmene okullarından bildirilmiş ders saatlerinden fazla saat ders vermişler gibi toplam 1.580,98 TL hak edilmeyen fazla ücret tahakkuk ettirerek mal edinmesi şeklinde sübut bulan eylemlerinde, suça konu paraların görevi dolayısıyla sanığa teslim edilmediği, bu nedenle de fiillerinde yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği, hileli ve yasal olmayan yollarla haksız olarak menfaat sağlandığı anlaşılmakla, eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek belirtilen eylemlerde nitelikli zimmet suçu kapsamında değerlendirilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.