Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2019/504 Esas, 2021/323 Karar

SUÇ: Zimmet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Mülga 2908 sayılı Dernekler Kanunu'nun 71/son maddesinde "...Derneği ile... Kurumunun mal ve paraları Devlet malı sayılır. Bunlara karşı suç işleyenler Devlet memuru gibi cezalandırılır" hükmünün bulunduğu, ancak 23.11.2004 gün ve 25649 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nda (5253 sayılı Kanun) ...Derneği ile... Kurumunun mal ve paralarına karşı suç işleyenlerin Devlet memuru gibi cezalandırılacağına ilişkin düzenlemenin bulunmadığı, bu düzenlemenin yerine tüm kamuya yararlı dernekleri kapsayacak şekilde anılan Kanun'un 27/son maddesi ile "Kamu yararına çalışan derneklerin mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır" hükmüne yer verildiği ve ayrıca 32/1-f maddesi ile de "Her ne suretle olursa olsun kendisine tevdi olunan derneğe ait para veya para hükmündeki evrak, senet veya sair malları kendisinin veya başkasının menfaatine olarak sarf veya istihlâk veya rehneden veya satan, gizleyen, imha, inkâr, tahrif veya tağyir eden yönetim kurulu başkanı ve üyeleri veya denetçiler ile derneğin diğer personeli Türk Ceza Kanunu'nun güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır. Ayrıca, mahkeme yargılama sırasında sanıkların, organlardaki görevlerinden geçici olarak uzaklaştırılmasına da karar verebilir" şeklinde düzenleme yapıldığı,

04.12.2008 tarihli ve 27074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2008/14307 sayılı... Kurumu Tüzüğünün üçüncü maddesinin "d" fıkrasında da belirtildiği üzere... Kurumunun 5253 sayılı Kanun'a tabi özel hukuk tüzel kişisi olduğu,

Buna göre; dernekler kamu yararına faaliyette bulunsalar da, birer özel hukuk tüzel kişisi olmaları ve bu şekilde örgütlenmeleri nedeni ile işlem ve eylemlerinin Anayasa'nın 123/2 ve 128. maddelerinde belirtilen genel idare esaslarına tabi olmaması, bu sebeple de çalışanlarının da özel bir yasa hükmü bulunmadan bu rejime tabi kılınamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, kamu yararına çalışan derneklerin ve bu kapsamda... Kurumunun kamu hizmeti yürüttüğünün de kabul edilemeyeceği, yasa koyucunun bu konuda iradesini açıkça ortaya koyarak mevcut Yasa'da kamu görevlisi sayılacaklarına ilişkin bir hükme de yer vermediğinden çalışanlarının kamu görevlisi gibi cezalandırılmalarının mümkün olmadığı, şayet yasa koyucunun amacının aksi yönde olması halinde, tıpkı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 235/5, 236/1, 252/8. maddelerinde belirtildiği şekilde özel olarak kamu yararına çalışan derneklerle ilgili de zimmet suçu yönünden hüküm getirebileceği halde bu yola gitmediği, bir başka anlatımla, zimmet suçu yönünden böyle bir hükmü benimsemediği, 5237 sayılı Kanun'un 2/3. maddesine aykırı olarak kıyasa yol açacak şekilde anılan Kanun'un 6/1-c maddesinin aleyhe yorumlanamayacağı, kanunilik ilkesi gereği kanunla belirlenmesi gereken dernek çalışanlarının ceza hukuku anlamında hukuki statülerinin içtihatlarla belirlenemeyeceği, yorum yoluyla kamu görevlisi olarak kabul edilmelerinin mümkün olmayacağı,

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 22.10.2013 tarihli ve 2012/1275 Esas, 2013/419 sayılı Kararı ile yukarıdaki açıklamalar ışığında, yeniden yapılan değerlendirme sonucunda, zimmet suçunun kamu görevlileri ile özel yasalarında kamu görevlisi gibi cezalandırılacakları öngörülen kişiler tarafından işlenebileceği, suç tarihi itibarıyla 5253 sayılı Kanun'da... Kurumu görevlilerinin veya dernek malına karşı suç işleyenlerin kamu görevlisi gibi cezalandırılacağına dair bir düzenleme bulunmaması nedeniyle sanığın zimmet suçunun faili olamayacağı, keza zimmetin devlet mallarına karşı işlenen suçlardan değil, kamu idaresinin güvenilirliğine karşı işlenen suçlardan olduğu, zimmete konu malın devlete ait olması zorunluluğunun da bulunmadığı, sanığın sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı nazara alınmadan suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Sanık hakkında hükmolunacak ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası sonucu cezanın 6 yıl 3 ay yerine 6 yıl 8 ay hapis cezası olarak belirlenmesi,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanık hakkında kurulan hükümde tekerrüre esas alınan Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/1053 Esas, 2009/1266 Karar sayılı ilamına konu güveni kötüye kullanma suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; öncelikle tekerrüre esas alınan ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının araştırılması, uyarlama yargılaması yapılmış ve tarafların uzlaşmış olmaları durumunda ise sanığın sabıka kaydında bulunan diğer ilamlardan hangisinin tekerrüre esas alınacağına dair değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***