"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/226 Esas, 2013/380 Karar
SUÇ : Rüşvet vermeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 13.05.2013 tarihli ve 2012/7239 Esas, 2013/4913 Karar sayılı ilamında sair temyiz itirazları reddedilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 24.01.1983 tarih ve 8-486/6 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, bozma ilamına konu hüküm ya da hükümlerle ilgili olarak açıkça onama kararı verilmedikçe sair temyiz itirazlarının reddedilmesinin kesin ve mutlak bir bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Olay tarihinde nitelikli hırsızlık suçundan hakkında soruşturma başlatılan sanığın ...Polis Merkezi Amirliğine getirildikten sonra katılan polis memuruna cebinden çıkardığı 500,00 TL parayı uzatarak "Abi alın bu para sizin olsun, bizi serbest bırakın" diyerek menfaat teklifinde bulunduğu iddia edilen somut olayda; nitelikli hırsızlık suçundan açılan kamu davasında Bakırköy 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.05.2011 tarihli ve 2010/69 Esas, 2011/822 Karar sayılı ilamı ile sanığın beraatine karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeden 10.05.2011 tarihinde kesinleştiği nazara alındığında; sanığın meşru zeminde bulunduğunun kabulü gerekeceği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki, suç tarihinde yürürlükte olan rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için rüşvet teklifinde bulunulması durumunda suçun icra hareketleri başlamış olacağından rüşvete teşebbüs, haklı hususun temini için rüşvet önerilmesi halinde ise koşullarının bulunması durumunda kamu görevlisinin şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde olması sebebiyle sanığın eyleminin aynı Yasa’nın 125/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturacağı ve bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 18.12.2013 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.