Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/2901 E., 2019/927 K.

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2018 tarihli ve 2017/186 Esas, 2018/385 sayılı Kararı ile; sanık hakkında, zincirleme basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 43/2, 62. maddeleri gereği 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

B. İstinaf

Sanık müdafiilerinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmadan yapılan inceleme neticesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 15.04.2019 tarihli ve 2018/2901 Esas, 2019/927 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık müdafiileri temyiz dilekçelerinde özetle; sanığın kullandığı POS cihazının mahkemece tespit edilmediğini, dosya arasındaki bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, gösterdikleri tanıkların dinlenmediğini, denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete sebep olma suçundan yargılananların dosyası ile sanık ...'in dosyasının birlikte görülmesi gerektiğini, kurum sisteminin çalışma şeklinin araştırılmadığını, bilirkişiler tarafından tespit edilen eksikliklerin giderilmediğini, nakit ödeme yapmalarına rağmen sisteme kredi kartı ile ödeme yapmış gibi işlenenlerin belirlenmediğini ve sair hususları ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Suç tarihlerinde MESKİ Genel Müdürlüğünde su tahsilatlarını yapmak üzere veznedar olarak görevlendirilen, öncesinde aynı kurumda güvenlik görevlisi olarak çalışan sanığın, kredi kartından herhangi bir ödeme almamasına rağmen su paralarını nakit olarak ödeyen vatandaşların ödemeleri kredi kartı ile yapmış gibi kurumun sistemine işlediği, nakit olarak tahsil ettiği paraları ise kuruma aktarmayıp zimmetine geçirdiği iddia ve kabul edilerek zincirleme basit zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesinin" gerektiği, MESKİ bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalışırken veznedar olarak görevlendirildiği belirtilen sanığın, kadro, görev, sıfat ve ünvanının belediyeden sorulup, sanığın Özel Güvenlik Görevlisi olduğunun tespit edilmesi halinde 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 16. maddesinde yer alan "Özel güvenlik personeli, Kanunda belirtilen koruma ve güvenlik hizmetleri dışında başka bir işte çalıştırılamaz." hükmü uyarınca koruma ve güvenlik hizmetleri dışında bir görev verilemeyeceği ve tahsilat işini yürütmesine yasal engel bulunduğundan dolayı eylemin zimmet suçunun değil hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, keza yerel mahkemece emekli Sayıştay denetçilerinden oluşan heyetten aldırılan 26.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda iddianameye dayanak teşkil eden 11.04.2017 tarihli kurum müfettişince tanzim edilen raporun yetersiz olduğunun belirtilmesi sonrasında, kurumdan temin edilen evrakın tekrar aynı heyete ek rapor tanzimi talebi ile tevdi edilmesi üzerine düzenlenen 30.11.2017 tarihli ek raporda da söz konusu iddianın idarenin göndermiş olduğu evrak üzerinden tespitinin mümkün olmadığına yer verildiğinin, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla düzenlenen ve yerel mahkemece hükme esas alınan 09.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda ise önceki raporlar arasındaki çelişkinin tespiti ile yetinilerek kurum müfettişinin düzenlediği raporun doğruluğuna işaret edildiğinin, zimmet miktarının 23.03.2017 tarihli tutanakta 403.820,47 TL olarak belirlenmesine rağmen müfettiş raporunda, iddianame ve gerekçeli kararda 405.436,46 TL olarak kabul edildiğinin anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi ve varsa zimmet miktarının tam olarak tespit edilebilmesi için katılan idare vekilince 26.07.2017 ve 30.11.2017 tarihli raporlara itiraz mahiyetli, 19.02.2018 havale tarihli dilekçenin ekinde yer alan belgeler ile idare tarafından atılı suça delil mahiyetinde olabilecek tüm bilgi ve belgelerin temin edilip, savunmaları da karşılar, daha önceden alınan raporlar arasındaki çelişkileri gideren rapor alınmadan hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Kabule göre de;

Eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında farklı tarihlerde gerçekleştirdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi yerine aynı maddenin 2. fıkrasının uygulanması,

Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar, aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, sanığın suç kastındaki yoğunluk ve suça konu miktar, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile eylem sayısı nazara alınarak ilgili kanun maddesindeki hapis cezası ile zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımda alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması gerekirken yazılı şekilde temel cezanın ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan artırımın alt sınırdan belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için kararı veren Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,29.05.2025 tarihinde karar verildi.

***