"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/433 Esas, 2021/455 Karar
SUÇ : Nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu itibarla Akhisar Kaymakamlığının sanığa yüklenen suçlardan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden kamu davasında katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği nazara alınarak, vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanığın atılı suçlardan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihinde ... Köyü muhtarı olarak görev yapan sanığın, her ne kadar 18.03.2009 tarihinde ... Sanayii ve Ticaret Limited şirketinden toplam 1005,36 TL bedelle satın alınan 142 metrekarelik kilitli parke taşına ait aynı tarih ve 006248 seri numaralı faturanın toplam maliyet kısmında bulunan 1005,36 rakamının virgülünü bir rakam sağa kaydırıp virgülden sonraki sayının yanına ve kilitli parke taşına ait miktar kısmındaki 142 sayısının sonuna birer sıfır eklemek suretiyle sonuç olarak 10053,60 TL ve 1420 metrekare şeklinde tahrifat yaptığı, tahrif edilmiş söz konusu faturayı gelir gider defterine ekleyerek .... Köyü'nün muhasebesini tutan tanık ...'i yanıltmak suretiyle Köy gelir gider defteri kayıtlarına, miktarın 10053,60 TL olarak işlenmesine sebebiyet verme şeklindeki eyleminin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturduğu kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, söz konusu kaydın olduğu defter yaprağının incelenmesinde, yapılan tahrifatın çıplak gözle tespit edilebilmesi karşısında anılan belgenin iğfal kabiliyetine sahip olduğundan söz edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında sanığın atılı suçtan beraati yerine yanılgılı değerlendirme ile mahkumiyetine karar verilmesi,
Sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Dairemizin 06.10.2020 tarihli ve 2017/668 Esas, 2020/12537 Karar sayılı ilamı ile " sanığın görev süresi boyunca köyde ... tarafından döşenmiş kilitli parke taşı miktarı ile döşeme işleri karşılığında ödenmesi gereken işçilik bedeli olmak üzere toplam ücretin tespit edilerek, adı geçen şahıs tarafından düzenlenen ve köy gelir gider defterine kayıtlı olan faturalar ile sarf senedinde yazılı alım ve yapılan işlerin, keza kayıtlı olmayan 21.03.2009 tarihli faturadaki işçiliğin gerçekleşip gerçekleşmediğinin bilirkişi tarafından belirlenerek sanığın zimmetinde para bulunup bulunmadığı" hususunun tespiti gerektiğinden bahisle hükmün bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, ...'a sanığın görev süresi boyunca köyde yaptığı toplam iş ve kendisine ödenen toplam miktar sorulmadan, keşif sırasında tanık ...'in keşif mahalli dışında Yenimahalle'ye de parke taşı döşendiğine yönelik beyanı ile kayıtlı olmayan 21.03.2009 tarihli faturada da iş kalemleri arasında Yenimahalle'ye parke taşı döşeme işçiliğinin yer almasına rağmen bu hususlar araştırılmadan, bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden ve bozma öncesi gerekçeye dayanılmak suretiyle eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.