Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2017/795 Esas, 2018/306 Karar

SUÇ : Rüşvet alma

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Milli Savunma Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek yapılan incelemede;

Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Şanlıurfa ilinde Akçakale sınır karakolunda askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada ... isimli sivil bir şahsın sınırdan kaçakçılık yapmasına göz yumması halinde kendisine 2.000,00 ve 800,00 Türk lirası para verileceği hususunda anlaştığı kabul edilerek sanığın rüşvet alma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.1987 tarihli ve 1987/600 Esas, 1987/245 sayılı Kararında vurgulandığı gibi rüşvet suçunun konusu, işin yapılması veya yapılmaması olduğundan, şarta bağlı rüşvet sözleşmesinin yapılamayacağı, zira şart gerçekleşmediğinde rüşvet sözleşmesinin gereğinin yerine getirilemeyeceği, başka bir anlatımla anlaşma konusunun ortadan kalkacağı, somut olayda rüşvet teklifinde bulunduğu iddia edilen ... isimli şahsın sınırdan kaçak eşya geçirdiğine ilişkin herhangi bir delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında, şarta bağlı olan anlaşmanın rüşvet suçunu oluşturmayacağı, dosya kapsamına ve beyanlara nazaran eylemin kamu görevlisi olan sanık yönünden 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağının gözetilmemesi,

Kabule göre de;

5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle rüşvet alma suçunu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,

Kanuna aykırı, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***