"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/110 Esas, 2015/315 Karar
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Rüşvet alma suçunun zarar göreni olan ... adına vekilinin, yokluğunda verilip tebliğ edilmeyen hükümlere yönelik 16.03.2022 tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu, öğrenme üzerine gerçekleşen temyizin süresinde yapıldığı anlaşılmakla, ek tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiş, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilerek katılma iradesinin ortaya konulması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca rüşvet alma suçu yönünden başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiş, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre kamu görevlisi olmayan sanıklardan ... ve ... hakkında rüşvete aracılık, ... hakkında rüşvet verme, ... ve ... hakkında suç uydurma suçlarından açılan kamu davalarında 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre anılan suçlardan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma ve temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan Bakanlık vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma; sanık ... müdafiinin rüşvet verme; sanıklardan ...'in hakkında rüşvete aracılık etme; ...'in hakkında rüşvete aracılık etme ve suç uydurma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1)Sanık ... hakkında suç uydurma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen suç uydurma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 271/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık aslî dava zamanaşımı süresine tabî olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 03.11.2015 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2)Sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ... ve ... hakkında rüşvete aracılık etme, ... ve ... hakkında rüşvet alma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanık ...'ın, babası adına kayıtlı iş makinesi çalınmadığı halde çalınmış gibi göstermek için sanıklar ... ve ... aracılığıyla polis memuru olan diğer sanıklar ... ve ...'e 2.400 TL para vererek sanıkların üzerlerine atılı rüşvet alma, rüşvet verme ve rüşvete aracılık etme suçlarını işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; sanıklar ... ve ...'ın kolluktaki, sanık polis memurlarına para verdiklerine ilişkin beyanlarını yargılama aşamasında kabul etmedikleri, diğer sanıklar ..., ... ve ...'in aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanlarında suçlamayı reddettikleri, sanık ...'ın kolluk birimine hırsızlık müracaatında her zaman bulunabileceği, sanıklar ... ve ...'in yapılan müracaatı alıp işleme koymalarının yasal görevleri olduğu, sanıklar ...ve ...'ın aşamalardaki çelişkili beyanları ile fotoğraflar üzerinden sanıklar ... ve ...'i teşhisleri dışında delil bulunmadığı, açıklanan bu hususların sanıklar lehine şüphe doğurduğu, sanıkların kovuşturma aşamasındaki savunmalarının aksine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı nazara alınarak, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeler sonucu yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar ... ve ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık ...'in adli sicil kaydında yer alan Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/687 Esas ve 2014/305 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. maddesi gereğince ele alınması için ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmaması,
Rüşvet suçu henüz resmi makamlarca öğrenilmeden, anlatımları ile rüşvet suçunun ortaya çıkmasını sağlayan sanıklar Velat ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 254/2. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, katılan vekili, sanık ... müdafii ile diğer sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.