"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1229 Esas, 2019/2187 Karar
SUÇ : Rüşvet alma (sanıklar Yücel ve Mahmut hakkında), rüşvet verme (sanık ... hakkında)
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılarak atılı suçlardan sanıkların beraatlerine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanık ...'e isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca Hazinenin rüşvet alma ve rüşvet verme, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü gereğince de İçişleri Bakanlığının rüşvet alma suçlarından başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları kabul edilmiş, bu itibarla tebliğnamedeki İçişleri Bakanlığına davaya katılma ve duruşmadan haberdar edilme hakkı tanınmadığından bahisle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesi gereği temyiz edenlerden katılan Hazinenin tüm sanıklar hakkında, katılan ... Bakanlığının ise sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümleri temyize hâk ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2018/66 Esas, 2018/358 sayılı Kararı ile sanıklar ... ve ...'nun rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252/1. maddesi delaletiyle 252/2-3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ...'in ise rüşvet verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252/1-3 ve 62/1. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, haklarında aynı Kanun'un 53/1. maddesi uyarınca hâk yoksunluğuna hükmolunmuştur.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.10.2019 tarihli ve 2019/1229 Esas, 2019/2187 sayılı Kararı ile sanıkların istinaf başvurularının kabulü ile; "sanıklara isnat olunan, rüşvet alma ve verme suçunu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli, kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıkların müsnet suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, sanıkların yargılama aşamasında kendilerini vekil ile temsil ettirmedikleri anlaşıldığından lehlerine vekâlet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına" ibareleri eklenmek suretiyle anılan Kanun'un 303/1-a, 280/1. madde ve fıkrasının (a) bendinin 2. cümlesine göre sanıkların istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi
Eksik inceleme ve araştırma sonucunda delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi
Alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayinine karar verilmesi gerektiğine ve sair hususlara yöneliktir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.05.2023 tarihli, 2022/7-315 Esas, 2023/322 sayılı Kararında da belirtildiği üzere Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin maddî olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikâme etme yoluna gitmemesi, İlk Derece Mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip suçun unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ve eylemi sabit görülen sanıkların, atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut bir delil bulunmadığı gerekçesi ile beraatlerine karar verebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamede bu hususta bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanıkların atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
III. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İçişleri Bakanlığı vekilinin sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen kararlarda, katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca, Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2025 tarihinde karar verildi.