"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/728 Esas, 2021/804 Karar
SUÇLAR : Zincirleme tefecilik, zincirleme şekilde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na (5464 sayılı Kanun) muhalefet
HÜKÜMLER : Eylemlerin kül halinde zincirleme tefecilik suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyet, 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ceza verilmesine yer olmadığına
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2020/728 Esas, 2021/804 sayılı Kararının katılan vekili ile sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı Kararı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrasına göre 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma ile aynı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık ve müdafiinin tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2014 tarihli ve 2014/3096 Soruşturma, 2014/8806 Esas, 2014/3465 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme tefecilik ve zincirleme şekilde 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 5464 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması ile aynı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/170 Esas, 2014/676 sayılı Kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine hükmedilmiştir.
3.O yer Cumhuriyet savcısı ile katılan ... vekilinin temyizi üzerine hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 26.11.2020 tarihli ve 2020/2807 Esas, 2020/2351 sayılı Kararı ile sanığın tefecilik suçundan mahkumiyeti yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi ve dosya içeriğine göre 27.08.2012 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 24.03.2013 olarak gösterilmesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2020/728 Esas, 2021/804 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5 tam gün karşılığı 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ise 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekili, 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın eksik ve yetersiz inceleme ile verildiği ve bozulması gerektiğinden bahisle hükmü temyiz etmiştir.
2.Sanığın temyizi, tefecilik suçuna konu edilen işlemlerin gerçek alım satım işlemleri karşılığında yapıldığı, şikayete konu iş yerinin kendi iş yeri olmadığı, işlemlerle alakalı faize ilişkin bir anlaşma yapılmadığı, bankaların komisyon aldığı, iddiaların soyut nitelikte olduğu ve hakkında beraat kararı verilmesi yerine mahkumiyetine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.
3.Sanık müdafiinin temyizi, faiz karşılığı nakit para aldığı iddia olunan tanıklardan yapılan kesintinin herhangi bir komisyon veya faiz olmadığı, POS cihazından mal karşılığı para çekilmesi sebebiyle bankanın sanıktan yaptığı kesinti olduğu, gerçek duruma uygun şekilde altın alım satım işlemleri sonucunda faturalar düzenlendiği, sanığın tüm kazancının yasal zeminde olduğu, cezalandırılmasına yeterli delil bulunmamasına rağmen mahkumiyetine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına dairdir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, gerçekte herhangi bir mal ve hizmet alımı yapılmadığı halde Point of Sale (POS) cihazı üzerinden kredi kartı ile mal ve hizmet satışı yapılmış gibi gösterilmek suretiyle soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ifadelerine başvurulan kart sahiplerine, POS cihazından kredi kartlarıyla çekilen miktarın vadeye göre faiz oranında hesaplanan miktarı düşüldükten sonra eksik bir paranın ödenmesi yoluyla faizle para verme işlemleri gerçekleştirdiği kabul edilerek zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine, tefecilik suçunun 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin eylemleri bünyesine aldığı ve bu suçu tükettiği kabulüyle 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 26.11.2020 tarihli ve 2020/2807 Esas, 2020/2351 Karar sayılı bozma ilamında sanık hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği yönünde karar verilmiş ise de; Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de kabul gören 24.01.1983 tarihli ve 8-486/6 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, bozma ilamına konu hüküm ya da hükümlerle ilgili olarak açıkça onama kararı verilmedikçe içeriğinin kesin ve mutlak bir bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın vergi mükellefi olup olmadığı tespit edilerek gerektiğinde vergi incelemesi yaptırılması, keza Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2015 tarihli ve 2014/4-655 Esas, 2015/152 sayılı Kararında açıklandığı üzere, değişik zamanlarda birden fazla kişiye kazanç karşılığı ödünç para verilmesi halinde zincirleme tek tefecilik suçunun oluşacağı nazara alındığında; UYAP sisteminde yapılan incelemede aynı suçtan sanık hakkında açıldığı tespit edilen Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/542 Esas sırasında kayıtlı kamu davasının akıbetinin araştırılması, anılan dava dosyasının derdest olması halinde, bu dava dosyası ile birleştirilme imkanının araştırılması, birleştirilme olanağının bulunmadığı halinde ise onaylı örneğinin dosya içerisine alınması suretiyle, suç ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti bulunup bulunmadığının tespit edilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde atılı suçtan mahkumiyetine hükmolunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan hükme
yönelik Hazine vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2020/728 Esas, 2021/804 sayılı Kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.12.2023 tarihinde karar verildi.