"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkûmiyet, atılı diğer suçtan beraat
... (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/22 Esas, 2015/57 sayılı Kararının, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan ... Bankası A.Ş'nin usulsüz olarak katılanlığına karar verilmesi hükümleri temyiz hakkı vermeyeceğinden bahse konu suçlardan verilen hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık müdafiinin mahkumiyet hükmünü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2014 tarihli ve 2013/3268 Soruşturma, 2014/98 Esas, 2014/8 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 43 üncü, 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. ... (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/22 Esas, 2015/57 sayılı Kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat, zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında şartları oluştuğu halde resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verilemeyeceği ve banka tarafından ...'na ödenmek zorunda kalınan para ile ilgili zararlarının tahsiline hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Şartları oluşmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin ikinci fıkrasının ve 43 üncü maddesinin uygulanması, şartları oluştuğu halde aynı Kanun'un 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmaması ve sanığın para çekme yetkisi bulunmadığı halde banka yetkilileri tarafından kendisine ödeme yapılarak zarar miktarının artmasına sebep olduklarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ... tarafından düzenlenen sahte belgelerin, "Borsa mühürünün bulunmaması" ve "iki imzadan birisinin Yönetim Kurulu üyesine ait olmaması" nedenleriyle sahteliğinin açık olduğu ve özel bir inceleme gerektirmediği kanaatine varıldığından ve ... Bankası A.Ş. ... Şubesindeki görevlileri aldatma kabiliyetinin bulunmadığı tespit edildiğinden, unsurları itibarıyla oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan sanık hakkında beraat hükmü kurulmuştur.
... tahsildarı olarak görev yapan sanık ...'in düzenlediği sahte belgelerle Borsa'nın muhasebe kayıtlarına intikal ettirmeden çalıştığı kurumun ... Bankası A.Ş. ... Şubesindeki hesaplarında 89 adet aktarma, 46 adet para çekme, 31 adet para yatırma olmak üzere toplam 166 adet Banka işlemi yapmak suretiyle başlangıçta Borsa'nın bankadaki parasını özellikle döviz mevduatını aylık mizanlarda tespit edilemeyecek şekilde kısa süreli olarak kullanmaya başladığı, meydana gelen açıkları kapatamadığı ve yüksek miktarda meblağın uhdesinde kaldığı, sanığın mal edindiği iddia edilen paraları borçları nedeniyle aldığını ikrar ettiği, bu suretle zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçunu işlediği kabul edilerek hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, somut olayda; sanığın sahte evrakla bankadan para çekmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, suça konu paraların görevi dolayısıyla sanığa teslim edilmediği, sıfatına nazaran sanığın koruma ve gözetim yükümlülüğünün de olmadığı, bu nedenle de fiillerinde yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği, hileli ve yasal olmayan yollarla kendisine haksız olarak menfaat sağladığı anlaşılmakla, zincirleme biçimde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı tespit edilmiştir.
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkilerin tamamının kullanılmasının yasaklanması yerine infazda tereddüt oluşturacak şekilde süre belirtilmeksizin “atama yoluyla yerine getirmiş olduğu memuriyet görevinden hükmolunan cezanın yarı süresi kadar yoksun bırakılmasına” karar verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/22 Esas, 2015/57 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.