Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/218 Esas, 2021/279 Karar

SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği

HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanıklar ... ve ... hakkında her iki suçtan, sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan), beraat (sanıklar ... ve ... hakkında

Mahalli mahkemece verilen hükümlerin temyiz edilmesi ve incelemenin sanık ... müdafiince duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine 22.02.2023 Çarşamba saat 13.50'ye duruşma günü tayin olunarak sanık ... müdafiine çağrı kağıdı gönderildiği, yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına karar verilerek yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

1) Sanıklardan ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen beraat, ... ile ... hakkında ölüm nedeniyle verilen düşme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri ile gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen ölüm nedeniyle düşme hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2) Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;

Suç tarihinde ... ilçesi Çiftçi Mallarını Koruma Birliğinde bekçi olarak çalışan sanığın, aynı birlikte başkan olarak görev yapan sanık ...'in talimatıyla, düzenleme yetkisi bulunmayan 30.11.2006 tarihli masraf senedini başkası yerine imzaladığı olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, bu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık aslî ve 12 yıllık ilavelî dava zamanaşımı sürelerine tabî olduğu, suç tarihi olan 30.11.2006 ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

3) Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Suç tarihlerinde, sanıklardan ...'ün ... ilçesi Çiftçi Mallarını Koruma Birliği başkanı, ...'ın Koruma Meclisi üyesi olarak görev yaptıkları, Sağ Sahil Sulama Birliği Başkanlığı ile yapılan protokoller gereğince üç adet artezyen kuyusundan su kullandırılması karşılığında çiftçilerden 21.06.2007-10.10.2007 tarihleri arasında tahsil ettikleri 49.518,50 TL'den yapılan harcamalar çıkarıldıktan sonra kalan 35.515,71 TL ile sahte sarf senetleri düzenleyerek oluşturulan 45.156,44 TL fark ile önceki dönemden devredilen 2.091,40 TL'yi mal edinmek suretiyle nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarını işledikleri kabul edilmiş ise de Dairemizin 12.03.2020 tarihli ve 2019/6126 Esas, 2020/10083 Karar sayılı bozma ilamında su kuyularının işletilmesi görevinin sulama birliğine ait olup 4081 sayılı Kanun kapsamında Çiftçi Mallarını Koruma Başkanlığına bu yönde bir görev verilmediğinden, su kullanım bedellerinin mal edinildiğine ilişkin isnadın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği belirtildiği ve bozmaya uyulmasına karar verildiği halde sanıkların uhdesinde kalan miktarın tümünün zimmet suçu kapsamında kaldığı kabul edilerek bozma gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,

Sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde 5237 sayılı Kanun'un 247/1 ve 247/2 maddeleri uyarınca tayin edilen hapis cezasında aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca yapılan arttırım sırasında yılların aylara tahvili sonucu "12 yıl 13 ay 15 gün" yerine "13 yıl 1 ay 15 gün" hapis cezasına hükmolunması,

Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında hak yoksunluğunun hükmolunan ceza miktarının yarısından az olamayacağı gözetilmeden, sanığın "5 yıl 5 ay 19 gün" yerine "5 yıl 5 ay 18 gün" süreyle 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,

Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hüküm fıkralarında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un "43/1" yerine hatalı olarak "43/2" olarak gösterilmesi,

Hüküm fıkrasında sanık ...'ün isminin hatalı olarak Tamer şeklinde yazılması,

Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle sanıklar hakkında zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan hükümlerin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 07.05.2025 tarihinde sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden oy çokluğu, sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden oy birliğiyle karar verildi.

KARŞI OY

Sanık ... hakkında sahtecilik suçundan verilen 22.10.2013 günlü mahkumiyet hükmüne yönelik bir temyiz bulunmadığı halde sanıklar ... ve ... hakkındaki mahkumiyet hükmünün suça konu belgeler incelenerek iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde bozulmasına karar verilirken 5271 sayılı Kanun'un 325. maddesi uyarınca sanık ...'ye de teşmiline karar verildiği, mahkemece bozma üzerine, belgelerin iğfal kabiliyetinin varlığı gözetilerek incelemeye konu 10.09.2021 günlü hükmün tesis edildiği ve bu hükmün sanık ile katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluk tarafından sanık ...'un eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesindeki kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu değil aynı Kanun'un 204/1. maddesindeki suçu oluşturacağı ve bu suçun da zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiş ise de bu görüşe aşağıdaki gerekçeyle iştirak edilmemiştir.

Dairemizin 11.03.2025 tarihli kararında da vurgulandığı gibi Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2017 tarihli ve 2016/13-982 Esas, 2017/29 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere; çok sanıklı dosyalarda, sanıkların her birinin birbirlerinden bağımsız olarak kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu, kural olarak sanıklardan birinin verilen karara karşı yaptığı kanun yolu başvurusunun, diğer sanıklar hakkında verilen hükümleri kapsamadığı ve hükmün kanun yoluna başvuru için öngörülen sürenin sonunda kesinleştiği ancak temyiz kanun yolu bakımından gerek 1412 sayılı Kanun'un 325. gerekse 5271 sayılı Kanun'un 306. maddelerinde yer alan ve hükmün bozulmasının diğer sanıklara sirayetini düzenleyen hükümlerdeki koşullar gerçekleştiği takdirde temyiz edenler lehine oluşacak durumdan temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber talebi kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmalarının sağlanması suretiyle bu kişilerin temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğinin giderilmesinin amaçlandığı ve bozmanın sirayetinde yerel mahkeme hükmünün, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmayıp sanığın sadece bozma kararının sonucundan yararlandırıldığı dikkate alındığında, 22.10.2013 tarihli ilk hükmü yasal süresinde temyiz etmeyen sanık ... hakkında sirayet nedeniyle bozma sonrası verilen hükümleri katılan vekilinin ve sanığın temyiz etme hakkı hukuken mümkün olmadığından, lehe bozmadan sirayet nedeniyle istifade eden sanık hakkında bozma sonrası verilen hükme yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince reddine, karar verilmesi gerektiği cihetle, keza kabule göre de; temyiz talepleri kabul edilse dahi, sanık ...'un sahtecilik eyleminin kamu görevlisi olan sanık ...'ün eylemine iştirak niteliğinde olduğu ve Türk Ceza Kanununun 204/2. maddesine uyduğu bu itibarla zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sanık ... hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair karara muhalif kalınmıştır.

***