Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Rüşvet alma

HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği; somut olayda, 25.08.2011 tarihli iddianame ile kaçakçılık yaptığı değerlendirilen...ın sanık ...'a, yurt dışından getireceği kaçak malları sınır noktasında bulunan ... Karakolundaki kontrol noktasından, kendisine vereceği telefon ve sim kart karşılığında haberdar ederek sorunsuz geçirmesi ve nöbet saatlerini bildirmesi şeklinde rüşvet teklif ettiği, akabinde görevli er olan sanığın 200 TL karşılığında teklifi kabul ettiği ve anlaşmanın bu şekilde tamamlandığı iddia ve kabul edildiği ancak rüşvet suçuna konu kaçakçılık fiillerine ilişkin olarak Kadir Kablan hakkında eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye'ye ithal etmek" suçundan Yayladağı Cumhuriyet Başsavcılığının 20.07.2012 tarihli, 2012/137 sayılı Kararı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, suç tarihi itibarıyla Kadir Kablan hakkında kaçakçılık suçundan açılan başka bir kamu davasının da bulunmadığı ve bu haliyle atılı rüşvet suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı, kamu görevlisi olan sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 21.12.2010 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***