"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/447 Esas, 2022/463 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1) İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/179 Esas, 2022/21 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53/1, 2, 3 ve 5. madde ve fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
2) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 04.03.2022 tarihli ve 2022/447 Esas, 2022/463 sayılı Kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, sanığa isnat edilen eylemlerin şikayetçinin bilgisi dahilinde olduğuna ve vekalet ücreti ödememek için şikayette bulunduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Suç tarihinde İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, müvekkili olan şikayetçiden aldığı senetlere ilişkin olarak onun bilgisi dışında icra takibi başlattığı iddiası ile açılan kamu davasında; icra dosyalarında borçlu görünen şirketlerin yetkililerinin aşamalarda şikayetçiyi tanımadıklarını, kendisi ile ticari ilişkileri bulunmadığını beyan etmeleri, şikayetçinin de sanığa talimat vermemesine rağmen sanığın gerçek olmayan senetler düzenleyerek icra takibi başlattığını, icra takibinde borçlu gözüken şahıslardan alacağı olmadığını ve kendilerini tanımadığını beyan etmesi karşısında, icra takiplerine konu senetlerdeki keşideci imzalarının borçlu görünen şirket yetkililerine ait olup olmadığı, aynı olayla ilgili sanık hakkında dolandırıcılık suçlaması ile açılmış bir soruşturma veya dava olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre sanığın; eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışılması ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2024 tarihinde karar verildi.