"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/321 Esas, 2021/544 Karar
SUÇ : Rüşvet alma
HÜKÜM : Davanın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında yapılan soruşturma sonucunda Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14.04.2008 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 172. maddesinin 1. fıkrasına göre; "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir". Belirtilen düzenleme uyarınca Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilmesi için iki temel neden öngörülmüştür; "yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi” veya “kovuşturma olanağının bulunmaması." Bu doğrultuda soruşturma evresi sonunda suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak kadar delil elde edilememesi veya kovuşturma şartlarının gerçekleşmemesi gibi kovuşturma olanağı bulunmayan hallerde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilecektir.
5271 sayılı Kanun'un 172. maddesinin 2. fıkrasına göre de; "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz". İlgili maddenin gerekçesinde de ifade edildiği üzere maddenin ikinci fıkrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının, aynı eylem ve aynı kişi hakkında açılabilmesi yeni delil, iz, eser ve emarenin meydana çıkmasına veya şüphe nedenlerinin takdirinde ağır hata olmasına bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 173. maddesinin 6. fıkrasına göre ise; "... Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesi başkanının bu hususta karar vermesine bağlıdır". Bu düzenleme ile de kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların zamanaşımı süresince şüpheli üzerinde sürekli bir baskı ve tehdit unsuru olmasının ve özgürlüklerinin kısıtlanmasının önüne geçilmek istenmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinde hüküm türleri belirtilmiş olup, davanın reddi sebepleri de gösterilmiştir. Buna göre sanıklar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin davanın reddi nedeni olmadığı, kamu davasının reddine hükmedilmesinin "aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava" olması nedenlerine bağlı olduğu belirtilerek sınırları çizilmiştir.
Somut olayda, sanıklar hakkında yapılan soruşturma sonucunda Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2008 tarihli ve 2007/392 Soruşturma, 2008/456 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinden sonra yeni bir delil elde edilmemesine rağmen 06.04.2011 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2014 tarihli ve 2014/225 Esas, 2014/197 sayılı Kararı ile verilen beraat hükümlerinin temyizi üzerine Dairemizce, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın suçtan zarar görenler ... ve Hazineye tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması ve tebligat yapılmamış ise kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararın suçtan zarar görenlere tebliği ile karara itiraz edilmesi halinde akıbetinin tespiti amacıyla bozulduğu, suçtan zarar görenlere yapılan tebligatlar sonrasında ... vekilinin 14.04.2008 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptığı itirazın Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğinin 21.09.2021 tarihli ve 2021/2478 Değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği tespit edilmiştir.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.06.2015 tarihli ve 2013/700 Esas, 2015/241 sayılı Kararında da ifade edildiği üzere; aynı fiilden dolayı sanık hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesini müteakip, verildiği tarih itibarıyla kişiler açısından hukuki güvenlik alanı oluşturan ve kesin hüküm benzeri sonuç doğuran kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra aynı fiilden dolayı yeniden soruşturma yapılabilmesinin "yeni delilin meydana çıkmasına" ve 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karara ilişkin önceden karar veren merciin kararına bağlı olması ve kanun koyucu tarafından bunun ceza muhakemesi şartı olarak öngörülmesi karşısında, aynı fiile ilişkin olarak daha önceden verilip kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunduğu halde sanıklar hakkında aynı fiilden dolayı kamu davası açılması bir hukuk devletinde kanuna, adil yargılanma hakkına ve "non bis in idem" ilkelerine aykırılık oluşturacağı cihetle, yeni bir delil ortaya çıkmadan sanıkların aynı eyleminden dolayı kamu davası açıldığı durumda açılmış olan davayla ilgili kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilerek, sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.