Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/308 Esas, 2022/52 Karar

SUÇLAR : Zimmet, 237 sayılı Taşıt Kanunu'na (237 sayılı Kanun) muhalefet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : Düşme (237 sayılı Kanun'a muhalefet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından), mahkumiyet (zimmet suçundan)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz talebinin reddi, onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık hakkında 237 sayılı Kanun'a muhalefet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarında, 17.09.2013 tarihli celsede katılan vekilinin şikayetçi olmadıklarını ve davaya katılmak istemediklerini belirtmesine karşın iddianame yerine geçen görevsizlik kararı ile zimmet suçundan açılan davada, 09.12.2021 tarihli celsede şikayetçi olması ve katılma talebinde bulunması karşısında anılan suç yönünden katılma talebinin geçerli olması nedeniyle tebliğnamedeki temyiz talebinin reddini isteyen düşünceye kısmen iştirak edilmemiş, 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar ile Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310. maddesine göre (1) hafta olduğu gözetilmeksizin, hüküm fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin 19.02.2022 tarihli dilekçe ile vaki temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek; sanık hakkında 237 sayılı Kanun'a muhalefet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davasında, 17.09.2013 tarihli celsede vekili aracılığıyla şikayetçi olmadığını ve katılma talebinin olmadığını bildiren ...'ın anılan suçlar yönünden katılan sıfatını kazanmadığı ve bu itibarla bu suçlardan kurulan hükümleri temyiz hakkının olmadığı anlaşılmakla, vekilinin söz konusu hükümlere yönelik vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık müdafiinin ve katılan vekilinin zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16.03.2021 tarihli ve 2020/101 Esas, 2021/1367 sayılı Kararı ile bozulan ve aleyhe temyiz bulunmayan 21.11.2013 tarihli hükümde sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/5. maddesinin uygulanmaması kazanılmış hak niteliğinde olduğundan anılan noksanlık bozma nedeni yapılmamıştır.

Suç tarihinde ... ... Şube müdürü olarak görev yapan sanık hakkında istasyonların demontajından çıkan 3 mm kalınlığında ve "4" kesitli taşıyıcı demirleri, boyları 2 metre olarak kestirip ... plakalı araçla ... Köyünde bulunan kendisine ait bağevine götürmek suretiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, eylemin zimmet suçunu oluşturacağından bahisle görevsizlik kararı verilmesi üzerine mahkemece, olayın tanıklarının soruşturma aşamasında müfettişe vermiş oldukları beyanlar ile sanığın tarlasında fotoğraflanan malzemelerin açıkça ...'a ait olduğu gerekçelerine dayanarak zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; zimmete konu taşıyıcı demirlerin atıl vaziyette bulunan iki istasyondan demonte edildiği ve ... Bölge Müdürlüğü sahasına taşınmak üzere gönderildiği esnada anılan malzemelerden bir kısmının sanığın evine götürüldüğüne ilişkin tanık beyanı ve ... ... Şube Müdürlüğü ve sanığın tarlası olduğu belirtilen mahallerde çekildiği iddia edilen bir takım demirlerin bulunduğu ihbar evrakı ekindeki fotoğrafların hükme esas alındığı ancak istasyonlardan sökülen zimmete konu taşıyıcı demirlerin miktarlarının tespit edilmediği, ... Bölge Müdürlüğüne gönderilirken sayımının yapılmadığı, dolayısıyla nakil esnasında malzemelerin eksilip eksilmediğinin belirlenemeyeceği, keza olayın iki tanığından ...'ın ... Sulh Ceza Mahkemesinin 17.09.2013 tarihli celsesinde, müfettişe zorla ifade verdiğini, sanığın ...'a ait malzemeleri kullandığının doğru olmadığını beyan etmesi ile Mahkemenin, sanığın tarlasında fotoğraflanan malzemelerin açıkça ...'a ait olduğuna ilişkin gerekçesinin mahallinde icra edilen keşfe değil dosya arasında bulunan ihbar evrakı ekindeki fotoğraflara dayanması karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini kanıtlayan her türlü kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı ve somut deliller bulunamadığından yüklenen suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Kabule göre de;

Sanığın adli sicil kaydında yer alan ... Sulh Ceza Mahkemesinin 27.03.2009 tarihli ve 2008/1454 Esas, 2009/395 sayılı Kararı ile verilen erteli hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51/7. maddesi uyarınca kısmen veya tamamen infazının gerekip gerekmediği hususunda ilgili mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***