"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/2477 Esas, 2020/1043 Karar
SUÇ: Basit Zimmet
HÜKÜM: Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2017 tarihli ve 2016/172 Esas, 2017/447 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında, basit zimmet suçundan, sanık ...'nın suça azmettiren olarak iştirak ettiği kabulüyle her iki sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247/1, 62. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 08.10.2020 tarihli ve 2019/2477 Esas, 2020/1043 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca hükümlerin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanıklar Müdafiinin Temyiz İstemi
Dosyada sanıkların lehine değerlendirilmesi gereken fazla para destelerini kasanın üzerine koydukları anı gösteren kamera kaydı görüntüsü bulunduğuna, buna karşın yanılgılı değerlendirme ile sanıkların paraları aldığının kabul edildiğine, dinlenen tanıkların sanıkların savunmalarını teyit eder nitelikte kamera kullanımının zorunlu olmadığını ifade ettiklerine, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerine karşı hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, hükümde sanıklar müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.05.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanıkların eyleminin zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığı konusundadır.
Şöyle ki;
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 23. maddesindeki "Özel güvenlik görevlileri, görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır." amir hükmü bulunduğu ancak "5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, dava konusu somut olayda sanıklardan ...'ın suç tarihinde ...Nakit ve Kıymetli Mal Taşıma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş.'de özel güvenlik görevlisi, sanık ...'nın aynı şirkette operasyon görevlisi olduğu, olay günü HSBC Bankası'nın Suburcu ATM'sine arıza gidermek için gittikleri, sanıkların çalıştığı şirket ile banka arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre arıza gidermek için giden ekip ile ATM'ye para bırakma-alma işlemlerini gerçekleştiren ekibin farklı olması gerektiği, sanıkların olay günü arıza giderdikten sonra ertesi gün başka bir ekibin gelerek sanıklar tarafından bırakılan ATM içindeki parayı el kamerasıyla görüntüleyerek teslim aldıkları, bu grubun tüm yaptığı işlemlerin kamera kaydına alınması nedeniyle herhangi bir şüphe uyandıran eylemlerinin bulunmadığı, sanıklar ... ve ...'ın ise yaptıkları işlemleri kamera kaydına almaları gerekirken bu işlemi yapmadıkları gibi, sanık ...'in ATM içi güvenlik kamera kaydına göre yaklaşık 2 dakika boyunca sanık ...'ın yaptığı işlemleri perdeleyecek şekilde durduğunun anlaşılması ve 5188 sayılı Kanun'un 16. maddesinin "Özel güvenlik personeli, Kanunda belirtilen koruma ve güvenlik hizmetleri dışında başka bir işte çalıştırılamaz." hükmü birlikte değerlendirildiğinde; suça konu paraların görevi dolayısıyla sanık ...'a teslim edilmediği, bu nedenle de fiilinde yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği, zilyetliği kendisine teslim edilmeyen 43.100 TL parayı sanık ... ile birlikte ATM içinden alarak menfaat sağladıkları anlaşılmakla, sanıkların fiillerinin nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek basit zimmet suçundan yazılı şekilde hükümler kurulması nedeniyle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan onama yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.