"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/73 Esas, 2015/288 Karar
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklar hakkında iddianame yerine geçen görevsizlik kararı ile ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davalarında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek yapılan incelemede;
1-Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen nüfus kaydından sanık ...'ın hükümden sonra 04.01.2016 tarihinde vefat ettiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/288 Esas, 2024/281 Karar sayılı ilamı doğrultusunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasıyla ilgili düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereği DÜŞMESİNE,
2-Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Dairemizin 25.12.2013 tarihli ve 2012/12179 Esas, 2013/12583 sayılı Kararı ile bozulan ve aleyhe temyiz bulunmayan 02.06.2011 tarihli hükümlerde sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmaması kazanılmış hak niteliğinde olduğundan anılan noksanlık bozma nedeni sayılmamış, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2011 tarihli ve 2011/86 Esas, 2011/155 sayılı Kararıyla sanıklar hakkında ayrı ayrı 5'er ay erteli hapis cezasına hükmolunduğu, hükümlerin sanıklar müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.12.2013 tarihli ve 2012/12179 Esas ve 2013/12583 sayılı Kararı ile bozulması sonrasında, Mahkemece sanıklar hakkında verilen 2'şer yıl 6'şar ay hapis cezalarının 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak hükümleri dikkate alınıp 5'er ay hapis cezaları olarak belirlenmesinden sonra seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiş ise de; kazanılmış hak nedeniyle sanıkların infazı gereken cezalarının "5'er ay erteli hapis" olarak belirlenmesine karar verilmesi gerekirken sanıkların "5'er ay hapis cezası" ile cezalandırılmalarına karar verilmesi ve her ne kadar bu cezalar miktarları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 50/1. maddesinin uygulanabilirlik sınırına girmiş olsa da, sanıkların sabit kabul edilen eylemlerinin asıl cezaları 2'şer yıl 6'şar ay hapis olduğundan anılan madde uyarınca seçenek yaptırıma çevirme olanağının bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04.03.2008 tarihli ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 sayılı Kararında da vurgulandığı gibi yanılgılı uygulama nedeniyle bir kez daha atıfet sağlanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.