"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1995 Esas, 2021/1580 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/514 Esas, 2020/275 sayılı Kararı ile sanığın zimmet suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği beraatine hükmolunmuştur.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.06.2021 tarihli ve 2020/1995 Esas, 2021/1580 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... vekilinin temyiz istemi; hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak tesis edilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz istemi; eksik incelemeye dayanılarak verilen beraat kararının usul ve yasaya uygun olmadığına ve bozulması gerektiğine dairdir.
III. GEREKÇE
İstanbul Barosunda kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla, bir kısım borçlular hakkında, toplam 4.076,71 Türk lirasının tahsili amacıyla, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün 2014/1092 ve aynı yer 7. Tüketici Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli, 2014/377 Esas ve 2016/829 Karar sayılı ilâmına istinaden, toplam 3.787,77 Türk lirasının tahsili için, İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2016/14346 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takipleri kapsamında, 18.02.2016, 09.03.2016 ve 24.06.2016 tarihli reddiyat makbuzları karşılığında toplam 9.454,46 Türk lirası tahsil etmesine, daha önce masrafa mahsuben katılanın kardeşi Sadık'tan 4.600,00 Türk lirası almış olmasına rağmen, 31.03.2016 tarihinde 2.800,00 Türk lirasını, 18.07.2016 tarihinde 300,00 Türk lirasını katılanın kardeşine, 19.07.2016 tarihinde de 2.000,00 Türk lirasını katılana verip, kalanını haksız yere uhdesinde tutmak suretiyle zimmet suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, 28.09.2020 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, sanık tarafından tahsil edilen paralarla, yapılan ödemelerin miktarları karşılaştırıldığında bu miktarların birbirini karşıladığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı zimmet suçunu işlediğinin şüpheden öteye gitmediği gerekçesiyle atılı zimmet suçundan beraatine ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, karşı vekalet ücreti gibi meblağların da katılandan olan alacağı statüsünde kabul edildiği anlaşılmakla, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilip sanığın alacak miktarlarına ilişkin ek bilirkişi raporu alındıktan sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.09.2024 tarihinde karar verildi.