Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/2187 Esas, 2021/1650 Karar

SUÇ : Zincirleme basit zimmet

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2012/289 Esas, 2020/378 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-2, 43/1, 248/2, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

B. İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 29.06.2021 tarihli ve 2020/2187 Esas, 2021/1650 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-c. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Sanığın samimi beyanda bulunarak etkin pişmanlık kapsamında ödemede bulunduğuna, kurumun zararı karşıladığına, zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin hak ve nesafet ilkelerine aykırı olduğundan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Sanığın suça konu zimmet miktarını kısmen cebri icra yoluyla ödediği, gönüllü ödemede bulunmadığı anlaşılmakla, yasal şartları oluşmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 248. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında, İstanbul Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğünde mutemet olarak görev yapan sanığın mahkeme harç ve masraflarına ait avans ve mahsup işlemlerini yaparken avans miktarlarını olduğundan fazla yazmak suretiyle görevi gereği kendisine tevdi olunan parayı uhdesine geçirme şeklindeki eylemlerinde yasal tevdi unsuru gerçekleştiğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği gibi sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştirilen husus dışında hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereği İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,15.05.2025 tarihinde karar verildi.

***