Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/356 Esas, 2022/286 Karar

SUÇ : Zincirleme tefecilik

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereğince reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/260 Esas sayılı birleşen dava dosyası

1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.07.2013 tarihli ve 2013/2805 Soruşturma, 2013/15647 Esas, 2013/7180 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2014 tarihli ve 2013/506 Esas, 2014/376 sayılı Kararı ile sanık hakkında tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

3.Bahse konu kararın sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 11.03.2021 tarihli ve 2020/1604 Esas, 2021/1312 sayılı Kararı ile sanığın aynı suçtan yargılandığı Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/374 Esas sayılı dava dosyasında suç ve iddianame tarihleri itibarıyla hukuki kesinti bulunmadığı ve mümkünse davaların birleştirilmesi, kesinleşmesi veya birleştirme olanağının ortadan kalkması durumunda ise asılları veya onaylı örneklerinin bu dosya arasına konulmasından sonra, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde her iki dosyada bulunan tüm mağdurların aşamalardaki beyanları üzerinde durularak, suçunun sübutu halinde sanığın hukuki kesinti bulunmayan eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme tek tefecilik suçunu oluşturması nedeniyle TCK'nın 3/1 ve 61/1. maddeleri de gözetilerek hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.10.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/743 sayılı Kararı ile dava dosyasının sanığın aynı suçtan yargılaması devam eden ve bozma ilamında bahsi geçen Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/356 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

B. Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/356 Esas sayılı asıl dava dosyası

1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.04.2013 tarihli ve 2012/79315 Soruşturma, 2013/8977 Esas, 2013/4244 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılması ile hak yoksunluklarına hükmedilmesi ve 58 inci maddesince tekerrür hükümlerinin uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2014 tarihli ve 2013/374 Esas, 2014/874 sayılı Kararı ile sanık hakkında tefecilik suçundan mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.

3.Bahse konu kararın katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 11.03.2021 tarihli ve 2020/4984 Esas, 2021/1313 sayılı Kararı ile sanığın aynı suçtan yargılandığı Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/506 Esas sayılı dava dosyasında suç ve iddianame tarihleri itibarıyla hukuki kesinti bulunmadığı ve mümkünse davaların birleştirilmesi, kesinleşmesi veya birleştirme olanağının ortadan kalkması durumunda ise asılları veya onaylı örneklerinin bu dosya arasına konulmasından sonra, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde her iki dosyada bulunan tüm mağdurların aşamalardaki beyanları üzerinde durularak, suçunun sübutu halinde sanığın hukuki kesinti bulunmayan eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme tek tefecilik suçunu oluşturması nedeniyle TCK'nın 3/1 ve 61/1. maddeleri de gözetilerek hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, inceleme konusu 16.05.2022 tarihli ve 2021/356 Esas, 2022/286 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5 tam gün karşılığı 150 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluğu ile 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık müdafii, sanığın suçu işlediğine ilişkin soyut beyanlar dışında delil bulunmaması karşısında hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiği, asıl ve birleşen dosyalarda dinlenen suçtan zarar gören ve tanıkların dosyalardaki sıfatlarının farklı olduğu ve bu itibarla sanığın üzerine atılı suçu işlediği sonucuna ulaşılamayacağı sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.

2.Sanık, zamanaşımının dolduğundan bahisle mahkumiyet hükmünü temyiz etmiştir.

3.Katılan vekili, lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi sebebiyle kararı temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanık ...'ın, suç tarihi olan 2012 yılı içerisinde; suçtan zarar görenlerden ...'nın Şubat ayında aldığı kamyonun arıza yapması nedeniyle paraya sıkışması üzerine adı geçene 2.500,00 TL faizle para verdiği, ...'in almış olduğu bu parayı 4.000,00 TL olarak ve ayda 500,00 TL taksitle ödediği, son taksidin ödenmesi sırasında ...'in abisi olan ...'ya da sanığın 1.000,00 TL tutarında ve %25 faizle para verdiği, ...'in faizle almış olduğu bu para karşılığında sanığa 1.250,00 TL para ödediği, birleşen dosyada suçtan zarar gören ...'ın maddi zorluğa düşmesi üzerine kendi köylüsü olan ... aracılığı ile irtibat kurarak, sanığın o tarihte işlettiği Güllük Postanesi yakınında bulunan fatura ödeme merkezi niteliğindeki iş yerinden 1.500,00 TL nakit parayı ilk üç taksit 350,00'şer TL, dördüncü taksit 450,00 TL ve son taksit de 350,00 TL olmak üzere toplam 1.850,00 TL olarak ödeyecek şekilde anlaşarak aldığı, bunun karşılığında 350,00 TL'lik faiz dahil olmak üzere bedel kısmı ve ödeme tarihi boş bırakılmış senedi ...'da kefil olacak biçimde imzalayarak sanığa verdikleri, ardından sanığın yapılan ödemelere rağmen avukatı aracılığı ile bu senedi icraya koyduğu, sanığın aşamalarda alınan savunmasında yüklenen suçları ve eylemleri kabul etmediği ancak suçtan zarar görenlerin aşamalardaki beyanları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine ulaşılan sanığın anılan savunmasına itibar edilmediği, eylemler arasında hukuki

kesinti bulunmadığından eylemlerinin zincirleme tek tefecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların bozma ilamına da uyulmak suretiyle doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2.Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir" şeklindeki hüküm uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren katılan ... lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle katılan ... vekilinin Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2022 tarihli ve 2021/356 Esas, 2022/286 sayılı Kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına; “Katılan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5.100 TL maktu vekâlet ücretinin sanık ...'dan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.

***