Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

HÜKÜM : İddianamenin 3 no.lu bendinde anlatılan eylem yönünden beraat, 4 ve 5 no.lu bentlerindeki eylemler bakımından ise zincirleme olarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık hakkında iddianamenin 4 ve 5 no.lu bentlerinde anlatılan eylemlere ilişkin zincirleme olarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin; bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanık hakkında iddianamenin 3 no.lu bendinde anlatılan eyleme ilişkin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen 18.09.2014 tarihli ve 2011/219 Esas, 2014/261 sayılı beraat Kararının, katılan vekilince temyizi üzerine, Dairemizin 08.10.2019 tarihli ve 2017/3907 Esas, 2019/9452 Karar sayılı ilamı ile "İstanbul Barosuna kayıtlı olup, 14/05/2008 tarihli vekaletname ile katılanın avukatlığını üstlenen sanığın, iddianamenin 3 no'lu bendinde belirtilen ve 01/01/2009 tarihinden sonra görev ve yetkisi nedeniyle tahsil ettiği parayı katılana teslim etmeyip mal edinmesi şeklindeki eyleminin basit zimmet suçunu oluşturacağı, öte yandan sanığın savunmasında tahsil ettiği paraları katılan lehine takip ettiği dava ve soruşturma dosyalarına yönelik dava masrafı ve vekalet ücreti olarak mahsup ettiğini beyan etmesi karşısında, sanık avukatın katılan lehine takip ettiği tüm dosya suretlerinin temini ile vekalet ücreti alacağı olup olmadığı, varsa miktarı ve uhdesinde kalan tutar hususunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre eylemin sübutu ve niteliğinin belirlenmesi gerektiği" şeklindeki gerekçeyle bozulduğu ve mahkemece bozmaya uyularak dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, alınan bilirkişi raporunda; dosyada yer alan bilgi ve belgelerden sanığın avukatlık görevini kötüye kullanıp kullanmadığına dair tarafların soyut iddiaları dışında inceleme ve denetime elverişli somut bulguya rastlanmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, 15.10.2021 tarihli bilirkişi raporunun bozma kararında işaret edilen hususları karşılamadığı anlaşıldığından, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkartılabilmesi için sanık avukatın katılan lehine takip ettiği tüm dosya suretlerinin temini ile vekalet ücreti alacağı olup olmadığı, varsa miktarı ve uhdesinde kalan tutar hususunda ayrıntılı rapor alınması sonrasında hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yetersiz bilirkişi raporunun dayanak yapılması ve eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Zimmet suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, eylemlerin bölünerek anılan suçtan sanığın beraatine hükmedilmesi,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edildiği halde sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***