"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/260 Esas, 2016/294 Karar
SUÇ : Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre; ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma
Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/260 Esas, 2016/294 sayılı Kararının katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Katılan vekilinin 10.06.2016 tarihli hükmü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan bir haftalık yasal süreden sonra 01.07.2016 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereğince sanık müdafiinin temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2013 tarihli ve 2013/53182 Soruşturma, 2013/25824 Esas, 2013/11839 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 205 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2014 tarihli ve 2013/792 Esas, 2014/333 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu kararın 30.10.2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğine ilişkin Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2015 tarihli ve 2015/400 Esas sayılı ihbar yazısı üzerine sanık hakkındaki dava dosyasının yeniden ele alındığı anlaşılmıştır.
3.Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/260 Esas, 2016/294 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddenin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi, açıklanması geri bırakılan kararın açıklanmaması gerektiğine, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının para cezasına çevrilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Katılan vekili, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Aksu PTT müdürlüğünde posta dağıtıcısı olarak çalışan sanığın, bina kapısına asılması gereken tebligat parçalarını asmayarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek, bu suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır" hükmünün bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesinde mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi yine ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin yer alması gerektiğinin düzenlendiği, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde de hükmün 230 uncu maddesi gereğince gerekçeyi içermemesinin, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayıldığı nazara alındığında,
Sanığa isnat edilen eyleme ilişkin olarak şikayetçi ve tanık beyanlarıyla dosya kapsamındaki diğer delillere neden üstünlük tanınıp sanığın savunmasına neden itibar edilmediğinin kararda tartışılmadan, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun gerekçeye yansıtılmadan gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle Anayasa'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ve 230 uncu maddesinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine aykırı davranılması hukuka aykırı görülmüştür.
2.Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, öte yandan suç tarihinde PTT dağıtıcısı olan sanığın 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11 inci maddesinin (d) bendi uyarınca soruşturma veya kovuşturmasının izne tabi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/260 Esas, 2016/294 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.11.2023 tarihinde karar verildi.