"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/214 Esas, 2022/247 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Davanın reddi (sanık ... hak.), mahkumiyet (sanık ... hak.)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği katılan ... vekili ile sanık ...'ın hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrasınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2018 tarihli ve 2016/116 Esas, 2018/509 sayılı Kararı ile sanıkların tefecilik suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği ayrı ayrı beraatlerine hükmedilmiştir.
2.Katılan ... vekilinin istinaf talebi üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2020/214 Esas, 2022/247 sayılı Kararı ile beraat hükümlerinin kaldırılarak, sanık ... hakkında açılan davanın 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi gereği reddine, sanık ...'ın üzerine atılı tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 53. maddesi gereği hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... vekilinin temyizi; her iki sanığın da üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine yöneliktir.
Sanık ...'ın temyiz itirazları ise; suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, beraat etmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE
A.Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanık ... hakkında kurulan davanın reddi hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli, 2014/118 Esas ve 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, keza 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında;
İnceleme konusu dava dosyasında, 11.02.2016 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı ve bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle sanık hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşen İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/644 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 2014-2015 olduğu kabul edilmiş ise de, suçtan zarar görenlerden 'nın 2018 yılında sanıktan faiz karşılığı borç para aldığını beyan etmesi ve iddianamedeki anlatımda bu olaya yer verilmesi karşısında gerçek suç tarihinin hukuki kesinti oluşturan 11.02.2016 tarihli iddianame tarihinden sonra 2018 yılı olması ve katılan ...'ın, davanın reddine gerekçe gösterilen dosyada taraf olmaması nedeni ile davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken mükerrerlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi,
Katılan ...'ın gerekçeli karar başlığında müşteki olarak gösterilmesi suretiyle CMK'nın 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
1.Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle hükümde sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle katılan ... vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi gereğince Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.09.2024 tarihinde karar verildi.