Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/1338 Esas, 2022/1486 Karar

SUÇ : İcraî davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmü kaldırılarak atılı suçtan beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hâk ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/67 Esas, 2021/172 sayılı Kararı ile sanık hakkında icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 62/1, 50/1-(a) ve 52/2. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası karşılığı 7.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.

2.Sanık müdafii ile katılan vekilinin istinaf talepleri üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 12.05.2022 tarihli ve 2021/1338 Esas, 2022/1486 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmü kaldırılarak, sanık hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz istemi, dosyada mevcut resmî belgeler, yazılı deliller, tanık anlatımları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın görevi kötüye kullanma suçunu işlediği sabit olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince delillerin takdirinde hataya düşülerek kanuna aykırı biçimde beraat kararı verildiğine ve sair hususlara ilişkindir.

III.GEREKÇE

Sanığa isnat olunan, katılan şirket vekili sıfatıyla, İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2014/34354 sayılı icra takip dosyasını takip ettiği hâlde Beyoğlu 3. Noterliğince düzenlenen 18.05.2016 tarih ve 15637 yevmiye sayılı vekâletnameye göre 26.05.2015 tarihinde adı geçen icra takibinin borçlusu "Saluta Shipping Ltd." şirketinin vekilliğini üstlenmek suretiyle 1136 sayılı Kanun'un 38/b maddesi hükmüne aykırı davrandığı ve yine katılan vekili sıfatıyla, borçlu "... Denizcilik Ltd. Şti." şirketi hakkında İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün 2016/458 sayılı dosyası ile yürüttüğü icra takibi sırasında, 22.03.2016 tarihli dilekçe ile katılan şirketin bilgisi dışında "..." isimli gemi hakkında verilen seferden men kararının kaldırılmasına ve geminin üçüncü kişiye devredilmesine neden olduğu şeklindeki fiillere ilişkin kabulde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte suç tarihinde sanık avukatın ulusal ve uluslararası alanda akaryakıt satımı konusunda faaliyet gösteren katılan şirketin gemi yakıtı alacağına istinaden "gemi donatanı ... adına AC Denizcilik" ve "gemi donatanı ... adına acentesi 34 Vapur Hizmetleri Ltd. Şti." şirketleri aleyhine "..." isimli gemi hakkında ihtiyati haciz talep ettiği, İstanbul Asliye 17. Ticaret Mahkemesinin 2016/174 Değişik İş numarasına kayden takip ettiği dosyada 20.09.2016 tarihli ve 2016/174 sayılı karar ile "..." isimli geminin ihtiyaten haczine karar verilip gerekli teminat da yatırıldığı hâlde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1364. maddesinde öngörülen üç gün içinde gerekli takipte bulunmayarak ihtiyati haciz kararının kalkmasına neden olduğu, sanığa yahut birlikte çalıştığı diğer çalışanlarına, katılan şirket yetkilileri tarafından "..." adlı geminin borçlu olmadığı ve/veya talep edilen ihtiyatî haciz işlemini tamamlayan merasimin gerçekleştirilmemesi yönünde bir bildirimin yapılmadığı, tam aksine katılan şirket sorumlusu ... tarafından 05.09.2016 tarihinde gönderilen "Söz konusu firmanın yakında kötü durumda olacağının haberini aldık. Bu yüzden en kısa zamanda tutuklama işlemlerine başlanmasını rica ederiz." şeklindeki mail içeriği de dikkate alındığında, sanığın, ihtiyatî haczin uygulanması ihtimâlinde katılan şirketin haksız ihtiyatî haciz nedeniyle tazminata mahkûm olacağı yönündeki savunmasının, sanığın, katılan ile arasında kurulmuş vekâlet ilişkisi ve avukatlık görevi gereği kendisine yüklenen sorumlulukları ortadan kaldırmayacağı, katılanın, kendisine süratle anılan geminin ihtiyatî haczi ile ilgili gerekli işlemleri yapması yönündeki talimatına rağmen yasal süresi içerisinde ihtiyatî haczin gereği yerine getirilmediğinden ihtiyatî haczin uygulanamadığı ve katılanın alacağının teminat altına alınamamasına neden olduğu, bu itibarla ihmâli davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşıldığından, atılı suçtan mahkûmiyeti yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesine verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2. maddesi gereğince yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.11.2024 tarihinde karar verildi.

***