Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/239 Esas, 2022/1496 Karar

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/.1 maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1)Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.09.2020 tarihli ve 2019/493 Esas, 2020/315 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2. ve 53/1. maddeleri gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında hak yoksunlukları uygulanmasına hükmolunmuştur.

2) Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 22.06.2022 tarihli ve 2021/239 Esas, 2022/1496 sayılı Kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe istinaf bulunmadığından eleştiri konusu yapılarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi; atılı suç yönünden her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delile dayanmadan verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde yer alan "Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, dava konusu yapılan eylemin açıkça ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği cihetle, iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılmasına ilişkin kararda, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadan, "... sanığın üzerine atılı suç ile ilgili olarak ileri sürülen ve toplanan delillerin, sanık hakkında yargılama yapılmasını gerekli kılar nitelikte olduğu" belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 257/1. ve 53. maddelerinin sevk maddesi olarak gösterilmesiyle yetinildiği, bu suretle usulüne uygun şekilde açılmış kamu davası bulunmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

25.02.2020 ve 10.07.2020 tarihli talimat mahkemesi duruşma tutanaklarında sanığın açık kimliği saptanarak son soruşturma açılması kararı okunduğu halde 5271 sayılı Kanun'un 147. maddesindeki hakları hatırlatılmadığı gibi açıkça susma hakkını da kullanmayan sanığın sorgusu yapılmaksızın yazılı savunma dilekçesi sunduğu gerekçesi ile talimat evrakının iadesine karar verildiği, talimat evraklarına ekli savunma dilekçesi bulunmaması ve talimat mahkemesince yazılı savunma dilekçesi alındığına ilişkin ibarenin talimat duruşma tutanağına sehven yazıldığının bildirilmesi üzerine Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesince ''...talimat mahkemesine sözlü savunma yapmayarak mahkememizde savunma yapacağını belirtmesine rağmen ve duruşma gününü bilmesine rağmen mahkememize gelerek savunma yapmadığı hususları dikkate alındığında sanığın savunma yapmaktan kaçındığı, imtina ettiği anlaşılmakla sanık hakkında savunması alınması için yazılan talimatta mahkemeye gitmesine rağmen savunma yapmadığı ve Mahkememizde duruşma gününü bilmesine rağmen duruşmaya gelmediği tespit edilen sanık hakkında karar verilebileceği ...'' değerlendirilmesi ile 5271 sayılı Kanun'un 147. maddesi uyarınca hakları hatırlatılmadan ve aynı Kanun'un 193. maddesine aykırı şekilde, sorgusu yapılmadan mahkumiyet hükmü kurularak savunma hakkının kısıtlanması,

İddianamede ve son soruşturmanın açılması kararında 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin uygulanması talep edildiği halde ek savunma hakkı tanınmadan aynı Kanun'un 257/2. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulması yerine esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. madde ve fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi hükmü gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a madde, fıkra ve bendi uyarınca Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.10.2024 tarihinde karar verildi.

***