"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2092 Esas, 2022/2009 Karar
SUÇ : Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.07.2021 tarihli ve 2018/179 Esas, 2021/393 sayılı Kararı ile sanık hakkında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 239/1, 43/2, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası karşılığı 7.600 TL ile ayrıca 1041 gün karşılığı 20.820 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
2. Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşmasız yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 22.06.2022 tarihli ve 2021/2092 Esas, 2022/2009 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın suça konu ticari sırrı paylaşan konumda olmasa dahi temyiz dışı sanık ...'dan sır niteliğindeki bilgileri kendisine göndermesini talep ettiğinin tüm delillerle sabit olduğuna, isnat konusu eylem yönünden sırrı paylaşan ile birlikte hareket ettiğine, bu nedenle atılı suçtan sorumlu olup cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun'un 239. maddesinde düzenlenen ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçunun asli faili; sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ya da hukuka aykırı yolla elde ettiği suça konu sır niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişidir. Bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince temyiz dışı sanık ...'ın e-posta yolu ile sanık ...'e gönderdiği katılan şirkete ait ticari sır mahiyetindeki bilgilerin ... tarafından kendi çalışanları ile paylaşılmasının kaçınılmaz olduğu ve bu sebeple suçun yasal unsurlarının oluştuğu şeklindeki varsayıma dayanan mahkumiyet gerekçesinin Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyerek sanık ...'ün elde ettiği bilgi ve belgeleri yetkisiz kişilere verdiğine veya ifşa ettiğine dair dosya kapsamında cezalandırılmasına yetecek kesin ve somut delil bulunmadığı şeklindeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak suça iştirak halleri faillik ile sınırlı değildir. 5237 sayılı Kanun'un 38 ve 39. maddelerinde düzenlenen başkasını suç işlemeye azmettirme ile suçun işlenmesine yardım etme hallerinde de azmettiren veya yardım eden kişinin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla katılan şirkette çalışırken işten ayrılıp bu şirketin iştigal alanıyla ilgili faaliyet gösteren bir şirket kuran sanığın, iddia konusu ticari sır niteliğindeki bilgileri yine katılan şirkette birlikte çalıştığı ve sanıktan kısa bir süre sonra işten ayrılarak sanığın kurduğu firmada çalışmaya başlayan, hakkında atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulan temyiz dışı sanık ...'dan e-posta yolu ile temin etmesi hususları göz önüne alınarak, sanık hakkında dosyadaki mevcut delillerin ve özellikle e-posta içeriklerinin "başkasını suç işlemeye azmettirme" mahiyetinde olup olmadığı karar yerinde gerekçeleriyle birlikte tartışıldıktan sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, isnat edilen suçun yalnızca asli fail için aranan unsurları yönünden sınırlı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği doğrultusunda 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.09.2024 tarihinde karar verildi.