Logo

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/362 Esas, 2016/161 Karar

KATILANLAR : ..., ..., ..., ...

SUÇ : Zimmet

HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre; zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Temyiz incelemesi yapılan bu dava ile Dairemizin 2021/7987 Esasına kayıtlı dava arasında suç ve sanık yönünden fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu görülerek her iki dava dosyası birlikte incelenmiştir.

... Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/161 sayılı Kararının sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereğince reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2014 tarihli ve 2014/1228 Soruşturma, 2014/970 Esas, 2014/421 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.... (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.07.2014 tarihli ve 2014/292 Esas, 2014/363 sayılı Kararıyla sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zimmet suçunu oluşturabileceği, bu nedenle delillerin değerlendirilmesi ve takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.

3.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/161 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesine hükmedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılanlar ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz istemi, sanığın eylemlerinin zimmet suçunu oluşturduğu ve bu suçtan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık müdafiinin temyiz istemi; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde Sökün köyü muhtarı olan sanığın, köy tüzel kişiliğine ait banka hesabından 07.05.2009 ve 04.11.2012 tarihlerinde çektiği 15.000 TL ve 7.500 TL paraları kimlere ne için harcadığına ilişkin belgeleri köy ihtiyar meclisine göstermediği, yine 2010 ile 2013 yılları arasında köye ait arazilerin kiralanması, tahsili ve harcanması aşamalarında köy ihtiyar heyetine gerekli bilgi ve belgeleri vermediği, tahsil edilen paraların bankaya giriş ve çıkışının yapılmadığı, bu suretle Köy İdareleri Hesap Talimatnamesinin 25 inci ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun 37 nci maddelerine aykırı olarak görevini kötüye kullandığı iddia edilmiş ancak eylemlerinin sübutu halinde zimmet suçunu oluşturabileceğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.

Mahkemece; aldırılan bilirkişi raporunda, 1-9 no.lu bölümlerde belirtilen hususlarda, sanığın zimmetinin varit olmadığının tespit edildiği fakat köyün ortak arazilerini kiraya verirken gerekli dikkat ve özeni göstermediği, tahsil kabiliyeti olup olmadığına bakmadan kiraya verdiği ve 2012, 2013 ve 2014 yılları defter ve kayıtlarının sadece muhtar tarafından onaylandığı azalar tarafından onaylanmadığı kabul edilerek zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için objektif cezalandırma şartı olan "kişilerin mağduriyetine" veya "kamunun zararına neden olma" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlama" koşullarından birisinin de mevcut olması gerektiği nazara alınarak, objektif cezalandırma koşullarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Kabule göre de;

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminde yapılan sorgulamada; ... Ağır Ceza Mahkemesinin 01.03.2016 tarihli ve 2015/482 Esas, 2016/104 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine söz konusu davanın Dairemizin 2021/7987 Esasında kayıtlı olduğu ve 09.11.2015 tarihli iddianame içeriğine göre de suç tarihinin 12.10.2013 olması karşısında, bu davanın suç ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti durumu da dikkate alınıp, derdest olan davaların birleştirilmesi, suçun sübutu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin tespiti halinde, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 61 inci maddesinin birinci fıkrası göz önünde bulundurularak, sanığa verilecek cezada 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra varsa kesinleşen davalarda verilen cezaların bu cezadan mahsup edilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6545 sayılı Kanun) 72 nci maddesi ile eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği nazara alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, "daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden kanuni şartların oluşmaması" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına hükmolunması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/161 sayılı Kararına yönelik katılanlar vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.09.2023 tarihinde karar verildi.

...

***