"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1390 Esas, 2022/1984 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak farklı uygulama ile aynı suçtan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2020/147 Esas, 2021/318 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2 ve 62/1 maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
2)Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 09.11.2022 tarihli ve 2022/1390 Esas, 2022/1984 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257/2 ve 62. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına aynı Kanun'un 53/1-2-3, 5. maddeleri gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Suç tarihinde Ankara Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, boşanma davası açmak üzere müvekkili olan katılan ile anlaştığı, Ankara 7. Aile Mahkemesinin 2010/1118 esasına kayden görülen davada mahkeme tarafından verilen iki haftalık süre içerisinde duruşma günü ve dava dilekçesinin ilanen tebliğine ilişkin gazete ilanını ibraz etmediği iddia ve kabul olunan somut olayda; mahkeme tarafından Türkiye'de ikametgahı bulunmayan davalıya duruşma günü ve dava dilekçesinin ilanen tebliğine karar verilmesi üzerine Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü ile yapılan yazışma neticesinde Tokyo Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesince verilen cevabi yazıda; "...gazete yetkilileri yaptıkları görüşmede Japonya'da gazete ilanı yoluyla tebligat yapılması usulünün bulunmadığını, anılan tebligatın Japonya'da titizlikle uygulanmakta olan kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı olması halinde tebligatın yayımlanamayacağını, Japonya mevzuatı uyarınca gazetede ilanen tebligat yapılmasının mümkün olmayacağı, diğer yandan ilanı istenen tebligatın sadece Tokyo bölgesinde yayınlanan bir gazetede yayım yapılması için 12.500 ABD doları, tüm Japonya'yı kapsayan bir gazetede yayım yapılması halinde ise 31.500 ABD doları olacağı..."nın belirtilmesi karşısında, katılanın söz konusu yazıda belirtilen ilan ücretini sanığa verip vermediğine ilişkin beyanına başvurulduktan sonra savunma üzerinde durularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik aleyhe istinaf yoluna başvurulmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca sanık hakkında kazanılmış hakka konu 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesine göre hak yoksunluğuna hükmedilmemesinin eleştirilmesi ile yetinilmesi gerekirken sanığın kazanılmış hakkını ihlal edecek biçimde belirtilen husus yönünden hak yoksunluğuna hükmolunması,
5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 ile 24.04.2012 tarihli ve 2011/3-835 Esas, 2012/177 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-(c) maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın davaya konu olayda giderilebilir somut bir zarar oluşmadığı, mağduriyete neden olunduğu gözetilerek, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "meydana gelen zararın rizaen giderilmemesi" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği doğrultusunda 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b madde, fıkra ve bendi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2024 tarihinde karar verildi.