"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/721 Esas, 2022/1056 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2022 tarihli ve 2021/358 Esas, 2022/127 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1, 50/1-a ve 52/1-4. maddeleri gereğince 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğu hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 22.09.2022 tarihli ve 2022/721 Esas, 2022/1056 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiilerinin temyiz istemi, sanığın dava konusu ücreti hukuki danışmanlık nedeni ile aldığına, yargılama sırasında alınan ücretin ödenip zararın giderildiğine, asıl vekil olunan İslam Çaylak'ın tanık olarak dinlenmesi taleplerinin karşılanmadığına, anlaşma tarihinde sanığın görevlendirildiği ceza davasında tüm olağan kanun yollarının tüketildiğine ilişkin hususun katılana bildirildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli celsesinde verilen mütalaada 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasının talep edildiği, sanık ve müdafiinin yüzüne karşı okunan mütalaaya karşı diyeceklerinin sorulduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi bakımından ek savunma hakkı tanınmadığından bahisle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince birinci fıkranın (e) bendindeki hak yoksunluğuna hükmedilirken yasaklılık süresinin, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından az olamayacağı gözetilmeden, 38 gün yerine 37 gün olarak belirlenmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların, eleştirilen hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle hükümde sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.12.2024 tarihinde karar verildi.