"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/766 Değişik iş
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2022/766 Değişik iş sayılı Kararı ile sanık hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.06.2022 tarihli ve 2022/132 Esas, 2022/292 sayılı Karara vaki itirazın reddine dair karar verilmiş, verilen kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61390 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61390 sayılı kanun yararına bozma isteminin "Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın eyleminin görevin kötüye kullanılması suçunu oluşturmayacağı, olayda sadece hukuken haksız çıkılması durumunun olduğu gerekçesiyle son soruşturmanın açılmamasına karar verilmiş ise de, sanık Avukat ...'in, davacı vekili sıfatıyla müvekkilinin satın aldığı bağımsız bölümde kullanım nedeniyle oluşan ayıpların tespiti ile ücretsiz onarımı veya bedelinin ödenmesine ilişkin Şanlıurfa Tüketici Mahkemesinin 2015/1186 esas sayılı dosyasında görülen davayı, bağımsız bölümü müştekiye devreden Ahmet Yıldıztaş aleyhine açması gerekirken, müteahhit ... ... aleyhine açtığı, yargılama sonunda Şanlıurfa Tüketici Mahkemesinin 12.05.2017 tarihli ve 2015/1186 esas, 2017/272 sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazdaki ayıpların davalı tarafından ücretsiz onarımının yapılmasına karar verildiği, sanık Avukat ...'in taraf değişikliği talebinin Mahkemesince dikkate alınmadığı, onarımın müşteki tarafından yapılması nedeniyle ilamın infazının olanaksız olduğundan bahisle onarım bedelinin müvekkiline ödenmesi talebinde bulunarak anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 01.02.2019 tarihli ve 2018/3547 esas, 2019/244 sayılı kararı ile taraf değişikliğinin uygulanma imkanının bulunmadığı, üretici ve ithalatçıya karşı sadece onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları bulunduğundan davalıdan bedel talep edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla, sanığın Şanlıurfa Tüketici Mahkemesi nezdinde açtığı davada davalı tarafı yanlış gösterdiği iddiası ile başlatılan soruşturma sonucunda toplanan mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.06.2022 tarihli ve 2022/132 Esas, 2022/292 sayılı Kararı ile sanık hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmiş, mahkemenin 29.06.2022 tarihli yazısı ile şikayetçinin anılan karara itiraz ettiği belirtilmiş ve yerinde görülmeyen itirazın değerlendirilmesi için dosyanın gönderildiği Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2022/766 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
2.1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca; bir kamu hizmeti ve serbest bir meslek olarak yerine getirilen avukatlık, yargının kurucu unsurlarından olup bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği gibi 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 36 ncı maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün güvencesini de oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğinin bu nitelikleri gereği olarak, görev sırasındaki veya görevden doğan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılıp yürütülmesi konusunda 5271 sayılı Kanun'da yer alan genel düzenlemelerden ayrık biçimde 1136 sayılı Kanun'un 58-61 inci maddelerinde özel düzenlemeler yapılmıştır. 1136 sayılı Kanun'un özel soruşturma ve kovuşturmayı öngören hükümlerinde tüm ayrıntılar düzenlenmediğinden, açık hüküm bulunan konularda bu düzenlemenin uygulanması gerekmekte, düzenlenmeyen veya ilgili maddelerde atıf yapılan hususlarda ise genel hükümlerin uygulanması zorunlu bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 1136 sayılı Kanun'da açık bir düzenleme bulunması durumunda, aynı konu genel hükümlere (5271 sayılı Kanun) aykırı biçimde düzenlense dahi, bu konuda 1136 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
3.Avukatların görev sırasındaki veya görevden doğan suçlarından dolayı Adalet Bakanlığının kovuşturma iznine bağlı olarak, anılan Kanun'un 59 uncu maddesi uyarınca suçun işlendiği yere en yakın ağır ceza mahkemesi başsavcısı tarafından düzenlenen iddianame üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince son soruşturmanın açılmasına ya da açılmasına yer olmadığına karar verilmektedir. 1136 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinde ise "59. maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabileceği" belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, özel soruşturma yönteminin düzenlendiği 60 ıncı maddenin birinci fıkrasında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin karara kimin itiraz edeceği sorunu açıklığa kavuşturulup, yalnızca sanık veya Cumhuriyet savcısının itiraz edebileceği kabul edilmiş, ancak itiraz yöntemi bakımından genel hükümlere gönderme yapılmıştır. Bu durumda, incelenen dosyada suçtan zarar gören yakınanın itiraz hakkının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, özel yasasındaki hükümle düzenlenen bir konuda, genel soruşturma ve kovuşturma yöntemiyle ilgili olarak, suçtan zarar gören yakınanın da yasa yollarına başvuru hakkı bulunduğunu düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
4.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; merciince şikayetçinin itiraz hakkının bulunmadığından bahisle itirazın reddine karar verilmesi yerine işin esasına yönelik değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.10.2023 tarihinde karar verildi.