Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI : 2022/3036 Değişik iş

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03.03.2022 tarihli ve 2022/35745 soruşturma, 2022/39407 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 20.05.2022 tarihli ve 2022/3036 Değişik iş sayılı Kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 20.05.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58716 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58716 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,

Müşteki vekili tarafından sunulan 18.01.2022 tarihli şikayet dilekçesinde özetle; olay günü müştekinin aniden rahatsızlanarak bilincini kaybedip kriz geçirmesi üzerine, olay yerine en yakın durumdaki Kadıköy Florance Nightingale Hastanesinin acil servisine gittiği halde, acil serviste doktor olarak çalışan şüpheli ... ile hastanede görevli diğer şüphelilerin müştekiye hiç bir tıbbi müdahalede bulunmayarak görevlerini kötüye kullandıklarının iddia edildiği olayda; her ne kadar, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelilerin kamu görevlisi olmamaları sebebiyle üzerlerine atılı suçu işleyemeyeceklerinden bahisle müsnet suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1. maddesinde yer alan, "Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında,

Şüphelilerin aniden rahatsızlanan müştekiyi tedavi etmeyerek müştekinin sağlığının daha da bozulmasına neden olduğunun iddia edilmesi karşısında, şüphelilere isnat edilen eylemin 5237 sayılı Kanun'un 89. maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçu kapsamında kaldığı cihetle,

Şikayet dilekçesinde isimleri belirtilen tanıkların ve müşteki ile şüphelilerin olaya ilişkin beyanlarının alınması, müştekinin olay günü meydana geldiğini belirttiği rahatsızlığına ilişkin tedavi evrakları ve hastane kayıtları olup olmadığının araştırılarak varsa ilgili belgelerin temin edilmesi, şikayet dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilen olay anına ilişkin kamera görüntülerinin yer aldığı CD'nin çözümünün yaptırılması, müştekinin şikayetine konu olaya ilişkin şüpheliler haklarında kusur tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması, olay günü müştekinin yaşadığını iddia ettiği sağlık sorunu nedeniyle anılan hastanede tedavi edilmediğinin tespiti halinde, bu durumun müştekinin sağlığının bozulmasına neden olup olmadığı hususunda 5237 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları kapsamında sağlık raporu da aldırılması, bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından, atılı suçun işlendiğine dair şüpheliler haklarında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşması halinde, dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere Uzlaştırma Bürosuna gönderilerek, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken, şüphelilerin ifadeleri dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine etkin bir soruşturma yapılmasını temin bakımından soruşturmanın

genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.Şüpheliler hakkında şikayetçi vekilinin dilekçesinde belirttiği; şikayetçinin aniden rahatsızlanarak bilincini kaybedip kriz geçirmesi üzerine, olay yerine en yakın durumdaki Kadıköy Florance Nightingale Hastanesinin acil servisine gittiği halde, acil serviste doktor olarak çalışan şüpheli ... ile hastanede görevli diğer şüphelilerin hiçbir tıbbi müdahalede bulunmayarak görevlerini kötüye kullandıkları iddiaları üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03.03.2022 tarihli ve 2022/35745 soruşturma, 2022/39407 sayılı Kararı ile kamu görevlisi olmayan şüphelilerin görevi kötüye kullanma suçunu işleyemeyecekleri gibi atılı suçun unsurlarının da oluşmadığı, hastane tüzel kişiliği hakkında şartları varsa hukuk mahkemesinde dava açabileceği gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair Karar verilmiştir. Şikayetçi vekilinin itirazı üzerine merci İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğinin, 20.05.2022 tarihli ve 2022/3036 Değişik iş sayılı Kararı ile itiraza konu karardaki gerekçenin ve değerlendirmenin yerinde olduğu belirtilerek itirazın reddine karar verilmiştir.

2.5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 172 nci maddesi "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...", 173 üncü maddesi“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir..." hükümlerini içermektedir.

3.Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelerde de belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. Karara itiraz edilmesi halinde itirazı inceleyecek olan Sulh Ceza Hakimliğince, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

4.Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar suç tarihinde özel hastane çalışanı olan şüphelilerin eylemlerinin sübutu halinde taksirle yaralama suçunu oluşturma ihtimali bulunmakta ise de, şikayet dilekçesindeki iddiaların soyut ve genel nitelikte olduğu, şikayetçinin süreç sonucunda vücudunda herhangi bir yaralanmanın olduğuna ilişkin iddiasının bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde merci İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliğince itirazın reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlenen ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

2.Soruşturma dosyasının, Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.10.2023 tarihinde karar verildi.

***