"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2018/1404 Değişik iş
SUÇ : Tefecilik
İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2018 tarihli ve 2017/1396 Soruşturma, 2018/3064 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Kararına vaki itirazın reddine ilişkin merci Trabzon 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 14.05.2018 tarihli ve 2018/1404 Değişik iş sayılı Kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 14.05.2018'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61561 sayılı yazısı ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61561 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Müştekinin 16.01.2017 ve 06.03.2017 tarihli beyanlarında özetle, müştekinin bir kısım şüphelilere borç para verdiği ve de o şüpheliler için diğer bir şüpheliden borç para aldığı, 40.000,00 Türk lirası borç karşılığı 50.000,00 Türk lirası senet imzaladığı, borca mahsuben 16.000,00 Türk lirası ödemesine rağmen şüphelinin senedin tamamını icraya koyduğu ve tamamını ödediğini, başkasından aldığı kendisinin ciro ettiği hatır çekini de şüpheliye verdiğini, çekin tefeciye verildiğini, bu çeki almak için de 7.500,00 Türk lirası faiz olmak üzere bedeli vererek çeki iade aldığını, borcu ödemesi yönünde tehdit edildiği, bu suretle şüphelilerin tefecilik yaptıklarından bahisle şikayette bulunulması üzerine, başlatılan soruşturma neticesinde Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca atılı suça ilişkin iddiaların soyut nitelikte olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli olduğu, bu bağlamda, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, öncelikle müştekinin şikâyetinde yer alan borç ilişkisine yönelik şüpheliler ile müşteki arasında bir anlaşmanın bulunup bulunmadığı hususunun araştırılarak, sözleşmenin mevcut olması halinde sözleşme aslı veya onaylı suretinin getirtilmesi, yine müştekinin soruşturma aşamasında ses kaydı olduğunu belirttiği CD'nin dosyaya ibraz edildiğinin anlaşılması karşısında, söz konusu kayda ilişkin ayrıntılı ses çözüm tutanağı tanzim edilmesi, keza yine alacak borç ilişkisine istinaden şüphelilerin ve müştekinin şirketlerinin kayıtları temin edilerek soruşturma esnasında el konulan çekler ve senetler ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmasını müteakip, elde edilen deliller doğrultusunda şüphelilerin ifadesinin alınması gerektiği cihetle, anılan hususların tamamlanarak şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken, belirtilen nedenlerle yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Şüpheliler hakkında tefecilik suçunu işledikleri iddiası üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2018 tarihli ve 2017/1396 Soruşturma, 2018/3064 sayılı Kararı ile şikayetçinin soyut iddiaları dışında kamu davası açmayı gerektirecek yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına, şikayetçinin itirazı üzerine merci Trabzon 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 14.05.2018 tarihli ve 2018/1404 Değişik iş sayılı Kararı ile de itirazın reddine karar verilmiştir.
2.5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 172 nci maddesi "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...", 173 üncü maddesi“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir..." hükümlerini içermektedir.
3.Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelerde de belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. Karara itiraz edilmesi halinde itirazı inceleyecek olan Sulh Ceza Hakimliğince, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
4.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşullarının ve sonuçlarının 5271 sayılı Kanun'un 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlendiği, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ve başka bir yolla çözümü mümkün olmayan karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma yoluyla giderilebileceği nazara alındığında, şikayetçinin 02.05.2018 tarihli itiraz dilekçesindeki isteminin şüpheliler ..., ... ve ... hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin olup, merciince adı geçen şüpheliler yönünden karar verildiği ve bu itibarla Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28.03.2018 tarihli ve 2017/1396 soruşturma, 2018/3064 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın şüpheli ... yönünden itiraz edilmeksizin, diğer şüpheliler bakımından ise itiraz üzerine merciince verilen karar ile kesinleştiği, şüpheli ... hakkında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28.03.2018 tarihli ve 2017/1396 soruşturma, 2018/3064 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrası anlamında hüküm niteliğinde bulunmayıp kanun yararına bozma istemine konu olamayacağından, yeni delil elde edilmesi durumunda soruşturmanın yeniden ele alınmasının mümkün olduğu da gözetilerek istemin adı geçen şüpheli yönünden reddine karar vermek gerekmiş, diğer şüpheliler bakımından ise merciince şüphelilerin savunmalarının alınmasından, tefecilik yapıp yapmadıklarına dair kolluk marifetiyle gizli ve ayrıntılı araştırma yaptırılmasından, şikayetçi aleyhine başlatılan Trabzon İcra Müdürlüğünün 2016/18383 sayılı takip dosyasının temin edilmesinden, şüphelilerin alacaklısı olduğu icra dosyalarının araştırılıp varsa borçlularının şüphelilerden faiz karşılığında ödünç para alıp almadıkları hususunda tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmasından, şikayetçinin dosyaya sunduğu CD'nin çözümü yaptırılarak delil niteliğinde olup olmadığının tartışılmasından sonra sonucuna göre hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle şüpheliler ..., ... ve ... yönünden soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla kanun yararına bozma istemi bu yönden yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kısmen KABULÜNE,
2.Trabzon 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 14.05.2018 tarihli ve 2018/1404 Değişik iş sayılı Kararının şüpheliler ..., ... ve ... bakımından 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle şüpheli ... yönünden kanun yararına bozma isteminin oy birliğiyle REDDİNE,
5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için soruşturma dosyasının Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.