"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/397 E., 2023/296 K.
SUÇ : Görevi kötüye kullanma, zincirleme şekilde ikna suretiyle irtikap
HÜKÜM : İlk derece mahkemesince görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi, zincirleme ikna suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2022 tarihli ve 2021/290 Esas, 2022/564 sayılı Kararı ile sanık hakkında, zincirleme şekilde ikna suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3-5. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 257/1, 62, 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince 150 tam gün karşılığı 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53. maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
B. İstinaf
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 14.02.2023 tarihli ve 2023/397 Esas, 2023/296 sayılı Kararı ile sanık hakkında, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, zincirleme şekilde ikna suretiyle irtikap suçu açısından ise zincirleme suç hükmünün tatbik edilmesine ilişkin hüküm fıkrasının değiştirilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın atılı suçları işlediğine dair somut delil bulunmadığına, katılanın istinabe yoluyla alınan beyanlarının Türkçe'ye çevirisinin yapılmadığına, katılanın beyanlarına karşı sanıktan diyecekleri sorulmayarak savunma hakkının kısıtlandığına, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile verilen mahkumiyet kararlarının yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 09.10.2007 tarihli ve 2007/11-44-200; 21.01.2020 tarihli ve 2017/11-808-17 sayılı Kararlarında açıklandığı gibi ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası açma görevi, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikayet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısına aittir. Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede hangi hususların gösterileceğine ve yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması gerektiğine aynı Kanun’un 170. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer verilmiştir.
Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile aynı Kanun'un 225. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Bu kabul, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal ve vazgeçilemez sonucudur.
Sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 250/2, 43/1-2, 53/1. maddeleri gereği ikna suretiyle irtikap suçundan cezalandırılmasının talep edilmesi ile tüm bu açıklanan bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede; Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2019 tarihli ve 2019/377 Esas, 2019/466 sayılı son soruşturmanın açılması Kararında, "Sanığın Karpien İnş. Ltd. Şti. aleyhinde tapu iptali ve tescil davası açmak üzere, Didim 1. Noterliğince düzenlenen 28.03.2016 tarih ve 02477 yevmiye sayılı vekâletname ile şikâyetçilerin vekilliğini üstlenip vekâlet ücreti ve masraflara mahsuben 6.000,00 Türk Lirası aldığı hâlde, vekillik görevini gereği gibi yerine getirmediği, bahse konu davayı 02.09.2016 tarihinde Didim (Yenihisar) Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 2016/615 esasına kayden beş ay gecikmeli açtığı, bahsi geçen dava nedeniyle müvekkillerinden masraf almasına karşın ve herhangi bir teminat bedelinin mahkeme veznesine ödenmesinin gerekmediğini bildiği hâlde, yurtdışında olan müvekkili şikayetçilerden teminat parası adı altında toplam 9.650,00 Euro isteyip, bu meblağı haksız şekilde uhdesinde tuttuğu, şikâyetçilere söz konusu davanın süresinde açıldığı, yakında karara çıkacağına dair gerçeğe aykırı bilgiler verip, oyaladığı..." şeklindeki isnadın davaya konu edildiği, sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılmış bir kamu davası bulunmadığı, sanık avukatın amacının başından itibaren katılanlar adına dava açmak olmadığı, gecikmeli olarak dava açmaktaki amacının da suç isnadından kurtulmaya yönelik olduğu, katılan müvekkillerine yönelik yargılamaya konu edilen eylemlerinin kül halinde zincirleme olarak ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek ve davasız yargılama olmaz ilkesine aykırı hareket edilerek yazılı şekilde irtikap ve görevi kötüye kullanma suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulması,
Kabule göre de,
Sanığın savunmasında icra takibi başlattığını, bu masrafları da katılan müvekkili yurt dışında olduğu için kendisinin yaptığını beyan etmesi karşısında, sanığın katılan lehine icra takibi başlatıp başlatmadığının araştırılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-(a-b) madde-fıkra ve bentleri uyarınca gereği için kararı veren Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.02.2025 tarihinde karar verildi.