Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/274 Esas, 2015/603 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü

SUÇ : Görevi kötüye kullanma, zimmet

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma ... vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında açılan kamu davasına CMK'nın 237. maddesine göre atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen ve kooperatif üyesi olan Hamide Oral ile ...'nın müdahil olarak katılması mümkün olmayıp verilen hükümleri temyiz etme yetkilerinin bulunmadığı, usulsüz olarak kamu davasına katılmalarına karar verilmesi de hükümleri temyiz ... vermeyeceğinden adı geçenlerin vekilleri aracılığıyla vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, 1163 sayılı Kanun'un Ek 2/2 ile 3628 sayılı Kanun'un 17 ve 18. maddeleri uyarınca zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi gereği başvuru tarihinde zimmet suçu bakımından müdahil sıfatını kazandığına, diğer suça ilişkin ise 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi uyarınca temyiz ... bulunduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde bir bütün olarak görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 01.10.2014 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***