"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/276 Esas, 2023/220 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma olarak kabulüyle kurulan mahkumiyet hükmü düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli ve 2019/131 Esas, 2021/449 sayılı Kararı ile sanığın, zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 43/1 ve 62. maddeleri gereği 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine, aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 07.03.2023 tarihli ve 2023/276 Esas, 2023/220 sayılı Kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmamasına dair yapılan eleştiri ve zincirleme suç hükümlerine yönelik 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi delaletiyle 43/1. maddesinin uygulanmasına dair bölümün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi;
Sanık ile katılan arasındaki anlaşmanın, miras kaldığı iddia olunan yer ve olaylar ile ilgili hukuki danışmanlık hizmeti yönünden yapıldığına, dava açılacağına dair bir görevlendirmenin bulunmadığına, tanık beyanlarının birbiri ile uyumsuz ve tutarsız olduğuna, dosyada bulunan deliller ile vekalet ücret sözleşmelerinin sanığın savunmaları ile uyumlu olup beraatine karar verilmesi gerektiğine, atılı eylemin varlığı kabul edilse dahi ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunun oluşacağına ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Suç tarihinde Mersin Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılan ve dava dışı mirasçılara ait Osmanlı dönemine ilişkin tapu kaydına dair gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması için 02.12.2013 tarihli vekaletname ile katılanın vekilliğini üstlendiği halde azil tarihine kadar gereğine tevessül etmemesi şeklinde mahkemece kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçuna uymasına ve gerekçeli kararda şikayetçiyi oyaladığına dair anlatıma yer verilmemesine rağmen yanılgılı değerlendirme sonucu sanığın aynı Kanun maddesinin birinci fıkrası gereği cezalandırılmasına karar verilmesi,
5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 ile 24.04.2012 tarihli ve 2011/3-835 Esas, 2012/177 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-(c) maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın davaya konu olayda giderilebilir somut bir zarar oluşmadığı mağduriyete neden olunduğu gözetilerek, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "katılanın zararını gidermediği" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 307/5. maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2025 tarihinde karar verildi.