"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2723 Esas, 2022/2757 Karar
SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet, resmi belgede zincirleme sahtecilik
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2022 tarihli ve 2022/60 Esas, 2022/242 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-2, 43, 248/2. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-5. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına, 63. maddesi gereğince mahsup hükümlerinin uygulanmasına, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 204/2, 43. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-5. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına 63. maddesi gereğince mahsup hükümlerinin uygulanmasına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Hükümlerin sanık müdafiince istinaf edilmesi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 22.12.2022 tarihli ve 2022/2723 Esas, 2022/2757 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın işçi vasfında olup, kooperatif adına para çekme yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesindeki suçu oluşturacağı, keza sanığın düzenlediği belgelerin resmi belge hüviyetinde olmadığı, bu nedenle eyleminin özel belgede sahtecilik suçuna vücut vereceği, duruşmada olumlu davranış sergileyen ve sabıkası olmayan müvekkili hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdiri indirim sebepleri uygulanmamasının yerinde olmadığı, tutuklama kararının isabetsiz olduğu hususlarına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 5271 sayılı Kanun'un ek savunma verildiği 14.09.2022 tarihinde yürürlükte bulunan 226. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir" ve 4. fıkrasındaki "Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır" şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesinin uygulanma ihtimaline binaen sanık müdafiine 14.09.2022 tarihli celsede tanınan ek savunma hakkının yeterli olduğu, sanığa ayrıca anılan hususta ek savunma hakkı tanınmasına gerek olmadığı anlaşılmakla, Tebliğname'de bu hususta hükmün bozulması istemini içeren görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın suç tarihlerinde Sınırlı Sorumlu Seyfebeli Sanayi Sitesi ve Ticaret Merkezi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi müdürü olarak görev yaptığı, kooperatif anasözleşmesine göre kooperatifin temsil ve ilzamı için temsile yetkili olan yönetim kurulu üyelerinden ikisinin imzasının gerektiği, sanığın kooperatifi temsil ve ilzama yetkili kişilerden olmadığı, imza yetkisinin bulunmadığı, buna göre sanığın farklı zamanlarda kooperatife ait antetli ve antetsiz kağıtları, kooperatif yönetim kurulunun imza yetkisi bulunan üyeleri adına imzalayarak, ödeme yapılması için bankalara ibraz ederek bankalardan tahsil ettiği paraları uhdesinde bulundurması şeklindeki eylemlerinde yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği anlaşılmakla, 1163 sayılı Kanun'un 55. maddesi kapsamında kooperatif yöneticisi sayılmayan ve bankalara yazılan talimatnameleri düzenleme yetkisi bulunmayan sanığın eyleminin zincirleme dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, diğer taraftan sanığın savunmalarında dava konusu 453.444,00 Türk Lirasından (TL) 400.000,00 TL'sinin uhdesinde bulunduğunu, geri kalan parayı ise kooperatifin masrafları için kullandığını, bu hususun kooperatif kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkabileceğini belirtmesi karşısında, savunması doğrultusunda araştırma yapılarak uhdesinde kalan kooperatif parasının ne kadar olduğunun tam olarak tespitinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmayla ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanığın, kooperatifin bankalar nezdinde bulunan parasını çekebilmek için kooperatifin imzaya yetkili yönetim kurulu üyelerinin imzalarını taklit ederek kooperatife ait antetli ve antetsiz kağıtları düzenleyip bankalara ibraz ettiği ve bankalar tarafından bu sahte belgelere istinaden sanığa ödemeler yapıldığı, sanığın bu eylemleriyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği kabulüyle mahkumiyetine karar verilmişse de; suça konu belge asıllarının denetime olanâk verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kâbiliyetinin belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınması, diğer taraftan sanığın anılan belgeleri düzenleme yetkisinin bulunmaması karşısında, eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 204/1, 43/1. maddelerinde düzenlenen zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçları 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar sadece 53/1-a maddesinde gösterilen hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine, süre belirtilmeksizin hükmolunan cezanın yarısı kadar denilmek suretiyle ve keza 1. fıkradaki tüm hakları kapsayacak şekilde "5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesindeki hak ve yetkilerden" yasaklılığa karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince verilen kararların 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2025 tarihinde karar verildi.