"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2021 tarihli ve 2017/233 Esas, 2021/157 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 43/2-1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereği 93 tam gün karşılığı 1.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereği hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 08.05.2023 tarihli ve 2021/1592 Esas, 2023/1110 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/76 Esas sayılı dosyasında verilen Kararın temyiz edilmemesinin katılanlarla istişare edildiği ve bu doğrultuda temyiz etmek yerine İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/324 Esas sayılı davasının açıldığı, bu davanın da 07.10.2011 tarihli duruşmasına müvekkilinin mazeret göndererek katılmadığı, Mahkemece masraf eklenmediği gerekçesi ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bunun üzerine müvekkil tarafından eski hale getirme talep edildiği, Mahkemece bu talep yenileme gibi kabul edilerek dosyanın yenilenmesi prosedürünün uygulandığı, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2015/29624 Esas, 2015/30479 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mazerete masraf eklenmemesinin başlı başına dosyanın müracaata bırakılması için haklı gerekçe oluşturmayacağı, dosyanın yenilenmesinden sonra müvekkiline ve davalıya gönderilen davetiyede farklı günlerin yazıldığı ve duruşma günü yanlış yazılmış olduğundan 2. kez müvekkilinin duruşmaya katılamadığı, 09.09.2013 tarihli duruşmaya ise 06.09.2013 tarihinde azledilmiş olduğu için katılamadığı, müvekkilince kendisine verilen tüm delillerin dosyaya sunulduğu, doğrudan zarara ilişkin sunulmayan delillerin ne olduğunun katılanlarca açıklanması ve müvekkiline verilmiş ise verildiğinin ispatlanması gerektiği, iflas eden şirketin zarar gören olarak müvekkili tarafından davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2008/7621 (yenileme ile 2014/8188) dosyasında gayrimenkuller üzerine haciz konulmuşsa da, üzerinde yüksek miktarlı başkaca birçok haciz bulunduğu anlaşıldığından satılmaları halinde tahsilat yapılamayacağının düşünüldüğü ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Ankara Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında, İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesince katılanın aleyhine verilen kararı temyiz etmediği, İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılamanın duruşmalarına mazeret bildirmeksizin katılmayarak davanın açılmamış sayılmasına dair kararın verilmesine neden olduğu, dosyaya delil sunmadığı ve İstanbul 9. İcra Müdürlüğünde yürütülen icra takip dosyasını işlemsiz bıraktığı iddialarıyla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın savunmalarında, İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılamanın 2. celsesine ilişkin davetiyenin davacı ve davalıya farklı günleri gösterir şeklinde yanlış tebliğ edilmesi nedeniyle duruşma gününü kaçırdığını, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2008/7621 Esas sayılı dosyasında ise kıymet takdiri yapılan taşınmazlar üzerinde yüksek miktarlı hacizler ile kamu hacizleri olduğunu gördüğünden satış istense dahi tahsilat yapılamayacağını düşünerek başkaca işlem yapmadığını belirtmesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde tespiti bakımından, Mahkemece iddianamede yer alan tüm eylemlere ilişkin sanık savunmalarının alınması ve katılanların beyanlarına başvurulması, ilgili dosyaların getirtilerek İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının 15.02.2012 tarihli celsesine ilişkin davetiyelerin davacıya ve davalıya farklı günleri gösterir şekilde tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünde yürütülen icra takibinin yeni vekil aracılığıyla yenilenmesinden önce borçlunun taşınmazları üzerinde başkaca hacizler olup olmadığı, sıra cetveli yapılıp yapılmadığı, katılanın sıra cetvelindeki yerine göre katılanların alacağını tahsil kabiliyeti olup olmadığı hususlarının belirlenmesi ve güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin olarak tefrik edilen dosyanın da getirtilmesi sonrasında hangi fiillerin hangi gerekçe ile sabit görüldüğünün de açıklanarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Atılı suçu birden fazla fiille işleyen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin doğrudan uygulanması yerine 43/2. maddesi delaletiyle uygulanması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında bu bentteki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi yerine avukatlık hak ve yetkisinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi gereği İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,21.04.2025 tarihinde karar verildi.