Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/442 E., 2023/555 K.

SUÇ : Zimmet, görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2022/254 Esas, 2022/387 sayılı Kararı ile sanığın zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e madde-fıkra-bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine hükmedilmiştir.

B. İstinaf

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.05.2023 tarihli ve 2023/442 Esas, 2023/555 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi

Sanığın, katılanın zihinsel engelinin farkında olduğuna zira suç konusu Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/488 Esasına kayıtlı davanın dilekçesinde dahi katılanın engelli olduğunun yazılı olduğuna, sanığın katılanın zihinsel engelinden yararlanıp imzalattığı belgelerle katılana tam ödeme yapmadığına, İlk Derece Mahkemesinin ise bilirkişi incelemesi yaptırmadığına ayrıca Adana 4. Tüketici Mahkemesinin, 17.10.2023 tarihli ve 2020/661 Esas, 2023/733 sayılı Kararıyla, katılanın sanıktan 48.195,00 TL alacağı olduğu hususunun hükme bağlanmış olup verilen beraat hükmünün hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Adana Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılan ...'ye vekaleten, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde katılanın 2013 yılında geçirdiği trafik kazasında yaralanmasından doğan zararının karşılanması talebiyle açtığı maddi tazminat davasında, katılanın bilgi ve talimatı olmaksızın, davalı sigorta şirketi ile sulh olduğu ve davalı sigorta şirketinden toplam 339.520,00 Türk Lirası parayı tahsil ettiği halde, sonradan akıl hastalığı nedeniyle vesayet altına alınmasına karar verilen katılanın rahatsızlığından ve bilgisizliğinden yararlanarak 297.500,00 Türk Lirası parayı nakit olarak katılana teslim ettiğine dair gerçeğe aykırı düzenlediği 21.04.2017 tarihli "İbraname, Feragatname, Makbuz" başlıklı yazılı belgeyi imzalatıp 25.04.2017 tarihinde banka havalesi yoluyla katılana 172.500,00 Türk Lirasını gönderdiği ve fakat bakiye miktarı uhdesinde tuttuğu gibi davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığından bahisle 27.04.2017 tarihli kararın verilmesine neden olduğu iddiasıyla açılan davada, İlk Derece Mahkemesince sanığın, davalı tarafla sulh olduktan sonra dava masrafları ve vekalet ücretini mahsup ederek davalı taraftan almış olduğu tazminatı katılana ödediği, sanığın katılanın kısıtlanmasını gerektirir akıl sağlığına sahip olduğu noktasında öngörüde bulunmasının beklenemeyeceği, kaldı ki ibraname ve sulh tarihlerinin katılana ödeme tarihiyle örtüştüğü, sanık hakkında şikayetin azledilmesi sonrasında, bu kez sanığın Adana 9. İcra Dairesinin 2019/7349 sayılı takip dosyasında katılana yönelik genel haciz yoluyla takip başlattıktan sonra yapıldığı gerekçe gösterilerek görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından ayrı ayrı beraatine karar verilmiş ise de, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan davasının dayanağı olan Tuzla Devlet Hastanesinin 14.03.2014 tarihli sağlık kurulu raporu ile katılanın hafif derecede mental retardasyonu olduğu ve özür oranının %56 olarak belirlendiği hususları ile mezkûr dava kapsamında katılanın maluliyet oranının tespitine yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 17.02.2017 tarihli raporunda, katılanın dikkati sürdürme, çalışma belleği, planlama gibi işlevlerindeki bozukluğun ön planda olduğu, bellek işlevlerinde de sözel ve görsel uyaranları öğrenme, geri çağırma, tanıma, kayıt süreçlerinde belirgin bir bozulma görüldüğü, tüm bu tablo ile değerlendirildiğinde bellekte primer tipte bir kayıt sorunu olduğu, öğrenme, dikkat, planlama gibi yürütücü işlevlerde de bozulmanın eşlik ettiği ve bu nörolojik arızaları nedeniyle E cetveline göre %55 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağına dair tespitler dikkate alındığında katılanın, yukarıda bahsi geçen 21.04.2017 tarihli ibra işlemi sırasında, bu işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olup olmadığı veya kısıtlanmasının gerekip gerekmediği konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak, yine Adana 4. Tüketici Mahkemesi nezdinde katılan tarafından sanığa karşı açılan 2020/661 Esas sayılı tazminat davası sonucunda verilen 17.10.2023 tarihli Karar ile sanık tarafından hazırlanıp katılanın imza ettiği 21.04.2017 tarihli ibranamede ödenen tutarın 297.500,00 Türk lirası olup, "paramı sayarak aldım" şeklinde bir ibare olduğu ve fakat katılana banka üzerinden 178.500,00 Türk lirası gönderildiği, açıklama kısmının ise; "..., ... ödeme açıklaması" şeklinde olduğu, bu haliyle ibraname ile parayı sayarak elden aldım şeklindeki içerik arasında çelişki meydana geldiği ve ibranameye tam olarak itibar edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği gözetilerek, Adana 4. Tüketici Mahkemesinin söz konusu dava dosyasının bir örneğinin yargılama konusu dosya arasına alınıp, sanığın neden katılana ait paranın bir kısmını banka havalesi yoluyla diğer kısmını ise elden ödediği hususunun araştırılarak, diğer taraftan katılanın 07.10.2022 tarihinde Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinde alınan beyanlarında, kendisinin okuma-yazma bilmeyip sanık avukat ile hiç yüz yüze gelmediği, sanık ile kendisini Halil Gülbek isimli kişinin tanıştırdığı ve bu kişinin kendisine birtakım evrakı imzalattığına dair beyanları nazara alındığında, Halil Gülbek isimli kişinin tanık sıfatıyla dinlenilip, sanığın katılanlar hakkında yaptığı şikayet üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanlar hakkında açılan 2022/83998 sayılı soruşturma dosyasının bir örneğinin de dosya arasına alınarak incelenmesi ile sanığın uhdesinde katılana ait para bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında bilirkişi raporu alınmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayini ile eyleminin sübutu hâlinde, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekâlet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık görülmüştür.

III. KARAR

Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan ... vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.05.2023 tarihli ve 2023/442 Esas, 2023/555 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,22.04.2025 tarihinde karar verildi.

***