Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/2290 Esas, 2023/1305 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59/son ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2021/135 Esas, 2022/309 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62/1, 50/1-a ve 52/2. madde ve fıkraları uyarınca 150 tam gün karşılığı karşılığı 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3-5. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.

B. İstinaf

Sanığın istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12.06.2023 tarihli ve 2022/2290 Esas, 2023/1305 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanığın temyiz istemi; hacze konu gayrimenkulün satış talebinden ve satış avansından katılanın vazgeçtiği açık olduğundan gayrimenkulle ilgili olarak görevin ihmal edildiğinden bahsedilmesinin işin mahiyetine uygun düşmediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ayrıca zararın giderilmiş olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine, bu nedenle de kararın bozulması lüzumuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, CMK’nın 231/6-c maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilerek "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu dikkate alınarak, öncelikle olay nedeniyle kamunun veya kişilerin uğradıkları maddi bir zararın bulunup bulunmadığının saptanması, sanığın, tanık beyanı ile de doğrulanan katılana 55.000 TL ödediği iddiası ile başkaca bir maddi zararının bulunup bulunmadığının katılana; var ise kendisine bildirilip tazmin edip etmeyeceğinin sanığa sorulması sonrasında, daha önce işlediği kasıtlı bir suç bulunmayan, hakkında takdiri indirim uygulanan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ''katılanın zararını gidermediği, bu nedenle CMK'nın 231/6-c maddesi uyarınca objektif şartları oluşmadığından" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hak yoksunluklarının, hükmolunan cezanın adli para cezası olması durumunda uygulanamayacağının gözetilmemesi,

5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında 53/5. maddesi gereği adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlamak üzere hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine yasaklamanın suç sırasındaki göreviyle sınırlı tutularak sadece "avukatlık yetkisini kullanmasının yasaklanmasına" şeklinde hüküm kurulması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.04.2025 tarihinde karar verildi.

***