"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/1932 Esas, 2022/1707 Karar
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 07.09.2022 tarihli ve 2022/1932 Esas, 2022/1707 sayılı Kararının, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ve katılanlar vekilinin temyizi üzerine gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/11. madde ve fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde, mahkemenin hükmü açıklayacağı belirtilmiştir. Öte yandan, kararın kesinleşmesi yoklukta verilenlerin yöntemince tebliğinden, huzurda verilenlerin de usulünce tefhiminden itibaren yasada öngörülen sürede kanun yoluna başvurulmaması ya da başvurulup reddedilmesi durumunda mümkün olacaktır. Bu açıklamalar ışığında, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmemiş ise denetim süresi başlamayacak ve sanığın denetim süresi içinde suç işlediğinden de bahsedilemeyecektir.
Sanık hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında .... Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen 12.04.2013 tarihli ve 2013/94 Esas, 2013/306 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kararın suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığına ve ... Köyü tüzel kişiliğine tebliğ edilmeksizin 21.06.2013 tarihinde kesinleştirilmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğine ilişkin ihbarda bulunulması üzerine temyiz incelemesine konu hükmün kurulduğu,
Zimmet suçunun zarar göreni olan ve davaya katılma hakkı bulunan ... ve ... Köyü tüzel kişiliğinin 5271 sayılı Kanun'un 231/12. madde ve fıkra hükmü uyarınca ...Sulh Ceza Mahkemesince verilen 12.04.2013 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara itiraz hakkının bulunduğu ancak tebliğ edilmediğinden sanık hakkındaki anılan kararın kesinleşmediği ve dava zamanaşımı süresinin durmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanığa isnat edilen eylemin sübutu halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, bu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257/2. maddesi uyarınca belirlenecek cezasının üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 2009 yılından inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının ve katılan ... vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükmün, 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Ek Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.06.2025 tarihinde karar verildi.