Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/1995 Esas, 2022/426 Karar

SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İlk Derece

... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2016/109 Esas, 2021/191 sayılı Kararı ile sanıkların ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 43/2, 62/1 ve 52/2,4. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası karşılığı 3.740 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına hükmolunmuştur.

B. İstinaf

... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 03.03.2022 tarihli ve 2021/1995 Esas, 2022/426 sayılı Kararı ile sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanıklar Müdafiilerinin Temyiz İstemleri

Sanıkların sulhname imzalama yetkilerinin bulunduğuna, katılanların sanıklara ibraname vermesi gözetilerek atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı için usul ve yasaya aykırı olan mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanıkların, ... Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı nezdinde yapılacak işlemler için katılanların vekilliklerini üstlenerek 2005 yılında yaptıkları başvurunun akıbetini uzun yıllar araştırmadıkları komisyonun düşük olarak tespit ettiği tazminat miktarlarına karşı adli yollara başvurmadıkları, 24.04.2013 tarihli şikayet sonrası katılanların bir kısım paralarını ödedikleri iddiaları ile açılan kamu davasında, sanıkların ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetlerine hükmedilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan "kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği, somut olayda sanıkların katılanlar adına zarar tespit komisyonuna başvurdukları, vekaletnamelerinde sulhe yetkili kılındıkları ve bu yetkiye istinaden komisyonun belirlediği tazminat miktarlarına ilişkin olarak hazırlanan sulhnameleri imzaladıkları ve hesaplarına gelen paraları avukatlık sözleşmesi gereği vekalet ücretlerini mahsup ederek katılanlara ödedikleri, dosya kapsamında katılanların sanıklara tazminat miktarına karşı idari yargıda dava açmaları yönünde bir talimat verdiklerine ve sulhnamelerin imzalanması nedeni ile katılanlar açısından mağduriyet ya da hak kaybı oluştuğuna ilişkin delil bulunmadığı, bu itibarla objektif cezalandırma koşulunun gerçekleşmediği, sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde mahkumiyetlerine dair hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi,

Kabule göre de;

Sanıkların idari dava açma imkanları olduğu halde idarece hazırlanan sulhnameleri imzaladıkları şeklinde sübutu kabul edilen eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi kapsamında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması,

İddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararında 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinin birinci fıkrasının uygulanması talep edildiği halde sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan anılan Kanun'un 257. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınarak; 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan "kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği" şeklindeki kabul karşısında, atılı görevi kötüye kullanma suçu açısından oluşan maddi zararın neden ibaret olduğunun somut olarak belirlenmesinden, sanıklara bu zararı giderme imkanı tanınmasından ve suçtan kaynaklı zararın giderilmediğinin araştırılmasından sonra sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 6 ncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "sonuç ceza tayininin adli para cezasına çevrildiği anlaşılmakla" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması,

Sanıklar hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısı belirtilmeyerek 5237 sayılı Kanun'un 52/3. maddesine muhalefet edilmesi,

28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezalarının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

III. KARAR

Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin Kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.06.2025 tarihinde karar verildi.

***