"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2023/293 Esas, 2023/362 Karar
SUÇ: Zincirleme şekilde rüşvet verme
HÜKÜM: Değişen suç vasfına göre zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna azmettirmeden açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İncelenmeksizin iade
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, ... Genel Müdürlüğünün sanığa yüklenen rüşvet verme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediği, bu itibarla kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekili aracılığıyla yapmış olduğu temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin, sanık müdafiinin müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne, katılan Hazine vekilinin ise vekalet ücretine hasren vaki temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Temyiz incelemesi yapılan bu dosya ile Dairemizin 2025/2190, 2022/2626 ve 2022/3833 Esas sıralarına kayıtlı dosyalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu görülerek dosyaların birlikte yapılan incelemesinde;
Zincirleme rüşvet verme suçundan açılan kamu davasında sanığın beraatine dair Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.05.2010 tarihli hükmün temyiz incelemesinden geçerek bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda 30.06.2015 tarihli ve 2014/175 Esas, 2015/284 sayılı Karar ile sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükmün 20.12.2023 tarihinde açıklandığı nazara alınarak; 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez" şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkındaki hükmün daha önce Yargıtay incelemesinden geçmesi nedeniyle, 20.12.2023 tarihli karar yönünden yasa yolunun temyiz olduğu gözetilerek tebliğnamedeki kararın istinaf kanun yoluna tabi olduğundan bahisle dava dosyasının incelenmeksizin iadesi yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanığın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerine uyan zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna azmettirmenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38/1. maddesi delaletiyle 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 17.03.2009 tarihli sorgu ile hüküm tarihi arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi bu sürenin gerçekleştiği nazara alınarak, kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.